Translate

Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Japonya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2016 Pazartesi

Otaku terimleri; Otome Oyunları

Anime ve mangalardaki yakışıklı karakterleri sever misiniz ?
Hiç gerçek olmalarını istediniz mi ?
Peki ya onlarla flört edebilirsiniz desem ?

Evet otome oyunlarının amacı bu. Teknik olarak oyun karakterleri ile flört ediyorsunuz. 
Her oyunun kendine ait bir teması oluyor. Örneğin; liseli gençler, fantastik yaratıklar, dedektifler, prensler...

Oyunlara kendi adını yada uydurma bir ad yazarak başlıyorsun ve oyun boyunca sana o isimle hitab ediyorlar. Ondan sonra bir karakter seçiyorsun.
Şirin ve cana yakın, tsundere, zeki ve soğuk, feminen vesaire vesaire.. Seçimin ardından hikaye başlıyor ve senin amacın o karakteri kendine aşık etmek oluyor.

Yalnızlıkta son nokta.

Her konuşmada yanıt veremiyorsun tabi. Daha çok interaktif hikaye gibi. Belirli yerlerde sana iki veya üç seçecekten birini seçebileceğin bir ekran çıkıyor ve hikayeye yön veriyorsun. 

Oyununa göre de sonlar seçenekli oluyor. Bazı oyunlarda 'mutlu son' , 'süper mutlu son' varken bazılarıdan kötü sonlar da barındırıyor hikayelerinde.

Peki peki eğlenceli mi ? Daha iyi anlatmak için üç beş tane oyun indirdim ve bir süre oynadım. Kendin yön verebildiğin bir hikaye okumak gerçekten eğlenceli olabiliyor ama uzun süre oynayınca sıktı tabi. Yada benim sıkılgan kişiliğimden kaynaklanıyor. Zaten güzel olanları çok oynayamadım.

İndirdiğim oyunlar arasında ücretli ve ücretsiz olanlar vardı. Ücretliler daha iyi tabi ama yalnızca ilk bölümü ücretsiz okuyabiliyorsun. Ücretsizler biraz sıkıyor.

Oyunların hepsini Google playstore'dan indirdim ilginizi çekerse indirebilirsiniz. Lakin hepsi ingilizcedir.

Midnight Cinderella: 

İndirdiklerim arasında tartışmasız en sıkıcı olanıydı. Grafikler kötüydü. Kısacası açıklama yapabilecek kadar çok katlanamadım oyuna.

Ninja Love;

Resme çok aldanmayın böyle aşırı bir oyun değil. 
Ninja prensesi olan bir kızı anlatıyor hikaye. Ve ninjalardan birini koruma olarak seçiyorsun. Yol boyunca aksiyon falan da var. 
Başta resme çok takılmayın dedim ama bende hikayede çok ilerlemedim açıkçası. Sarışın tip 'senden hoşlanıyorum' deyip duruyordu yalnızca. İlerde bir şey çıkar mı diyorum ama çok bariz bir şey olmayacak gibi. 
Yine de siz yükleyip sonra da 'bu niye böyle?' diye bana kızmayın. Bende denemek ve anlatmak için indirdim sonuçta.
Oyun ücretsiz. Tabi her ücretsiz oyun gibi bunda da ücret ödeyerek daha rahat oynuyorsun ama bir şey ödemeden de sorunsuz devam ediliyor.

Blood İn Roses

Bir cadının ormana girmesi ve vampir otelini bulmasını anlatan güzel bir hikaye. Vampirler tarafından ısırılıyor ve vampire dönüşmesini engellemek için 10 günü var.
Ben oyunu indirdiğimde iki karakter vardı yalnızca ama sanırım daha sonra yeni karakterler eklendi.
Hikaye olarak düşünecek olursak ninja olanı daha iyi ama bunda da karakterler fena değil. Hatta sonuna kadar oynadım bunu...
Tabi kaybettim T^T Spoiler olmasın ama... Çok üzücü bir sondu T^T
Bu da üsteki gibi ücretsiz. zaten aynı şirket tarafından geliştirilmiş. Logo aynı.
iki oyun da biraz online. Yani arkadaş falan da ekleyebiliyorsun oyunda.

Enchanted İn The Moonlight

Bu oyun diğerlerinden farklı bir geliştirici tarafından geliştirilmiş. Grafikler falan çok daha iyi ve tabi ücretli.
Japon mitolojisinden karakterleri seçebildiğin bu oyunda, ücret ödemeden yalnızca bir bölüm oynayabiliyorsun ki devamını da tavsiye etmem. İlk bölüme öyle bir girişi vardı ki bunun biraz yaş artısı olacak gibi.
Ama 'Yok beni ilgilendirmez, parasını da öderim ne olacak' dersiniz buyrun link. İndirmek ve ilk bölümleri okumak ücretsiz.

My Forged Wedding

Yine ücretli bir oyun ama üsteki gibi yaş artısı gerektirdiğini sanmıyorum. İlk bölümü okudum ve eğlenceliydi. 
Kızın bir akrabasından yardım istemesi ve o akrabanın da bu çocuklardan biri için yardım istemesi ile başlıyor hikaye.
Her berinin bir derdi var ve yalnızca birine yardım etmeyi seçebilirsiniz.
İşin sinir bozucu yanı yardımın ne olduğunu söylemiyor -_-) Devamı için ücret ödemek gerekiyordu bende bıraktım öyle.
Ama adından da anlaşılacağı gibi düğün var işin içinde.

Metro PD: Close to You

İlk indirdiğim otome oyun buydu. Konusu güzel gibi. Polis aksiyon falan. Yine sadece ilk bölümünü oynayabildim ve genel olarak çaylak olduğum için laf söylemeleri ile geçti. (Gıcıklar)
Bunun devamını oynamayı çok istemiştim. Öyle yaş artısı gerektiren bir şeye benzemiyordu ama az önce buraya yazmak için araştırma yaparken google da bazı resimler gördüm. En iyisi indirmeyin siz. İçinde aşırı sahneler olacak gibi.
Yine de her şeye rağmen indirmek isterseniz link için tıklayın.

Class Trip Crush

Ve işte benim favorim *-*
Buna devam etmeyi o kadar çok istedim ki..
Ne yazık ki bu da ücretliydi tabi -_-)
Ama nasıl oluyorsa ilk indirdiğim gün ilk kısmın bütün bölümlerini okuyabildim ve mutlu lise aşkımı tamamladım :P
Ya oyunda bir hata oldu yada tek seferlik oynayabiliyorsun. Bilmiyorum. İndirin şansınızı deneyin.
Oyun okul gezisinde tanışmanız ile başlıyor ve ardından karakterlerden birini seçiyorsunuz. 
Ben şu üsteki tsundere tipliyi seçtim *-*
Baya da iyi oynadım ve süper mutlu sonu açtım. 
Tsundereleri nasıl idare edeceğimi biliyorum canım. 
Neyse bunun linki için de buraya tıklayın (Ki kesinlikle tavsiye ediyorum)



Son olarak ta daha fazla kaliteki ve ücretli oyun için üstekilerin geliştiricisi Voltage, Inc. için tıklayın.
Bu da ücretsizlerin geliştiricisi NTT Solmare Corp.

1 Kasım 2015 Pazar

ABU, CNBLUE, SCANDAL Ve Diğerleri (Bölüm 2)

Bölüm bir için tık

CNBLUE için hava alanında bunlar yaşanırken Scandal gurubu üyeleri bir güzel gezmiş İstanbulu. Merak ediyorum acaba onları havaalanında karşılayan oldu mu ? Ciddi ciddi soruyorum bilgisi olan varsa yoruma yazabilir.





Sonunda 28 ekim gelmişti. Uyandım. İşlerimi hallettim. Kıyafetlerimi ütüledim. Yemeğimi yedim ve hediyemi çantama tıkıp dışarı çıktım.
İnanılmaz bir heyecan vardı. Bizimkileri sahnede görecektim.

Gittiğimde başta uzun bir kuyruk gördüm. Biraz daha ilerleyince bizimkilerin gireceği kapıyı gördüm. Halı kırmızı değil maviydi.



Biraz dolandıktan sonra sıraya girdim. Tam arkamda da bir gurup vardı. Konuşmalarından anladım ki (dinlemiyordum duyuyordum arada fark var) Japan-Fans ın yöneticileri! Şansa bak. Dürüst olmak gerekirse gıcık bir tip bekliyordum görüntü olarak. Ama sempatik çıktı yönetici.
Belki bundan cesarettir 'Bende Japan-Fanstan aldım bileti' diye konuşabildim. Ama rahatlamıştım daha önce bahsettiğim konu hakkında.

Neyse çok uzun süre beklemenin ardından bir o tarafa bir bu tarafa yolladılar bizi. Tıkış tıkış girmeyi başardık binaya. Kimlik kontrolü yapmaları gerekiyordu ama yapmadılar!
Yani bu sizi üzer mi bilmem ama gelseydiniz arada kaynar girerdiniz içeri.

İçeride de beklettiler bizi bir süre. O sırada birileri ile konuştum. 'oppa çebal' baya gündemdeydi. O kız fena rezil oldu. Hakkında tagler bile yapıldı. Hatta hesap açılmış Twitterdan.

Sonsuza dek sürecekmiş gibi duran diğer beklemenin ardında da salona almaya başladılar bizi. Boş bir koltuk buldum sahneye yeteri kadar yakın ve hemen oturdum. Ara ara önümdeki kafasını sabit tutamadığı için sinirlensem de genel olarak sahneyi iyi görüyordum.

Yayın başlamadan önce kanal kameraları geçti önümüzden. Seyircileri çektiler. Sanırım bu arkadaş NHK dendi.. Sapık gibi çektim fotoğrafını ama.. O da bizi videoya alıyordu. Adil bence.

Neyse program başladı. Şu kadın çok çok uzun süre hareketsiz kaldı. Ben salona girdiğimde bile oradaydı.

Robot çok sevimliydi! Kardeşim 'ben onun fanıyım bundan sonra' diyor.

Neyse program başladı ve ilk şarkı gerçekten çok anlamlıydı. Hatta youtubedan İngilizce altyazılısını buldum. (Mozhdah)


Bu ablanın şarkısı da baya enerjikti. (Mariyam Unoosha)

Ve benim favorim (Dimash Kudaibergenov) Sesi inanılmaz! Ne dediğini anlamasam bile şarkısı daha doğrusu sesi beni duygulandırdı. Zaten Asyayı kapsayan bir ses yarışmasında birinci de olmuş. Operacı gibi mübarek. Çok yüksek notalara çıkıyor.
Kazak birde. Bir süre önce Kazak şarkıcılardan birine takılmış baya bir araştırma yapmıştım. Güzel dil.
Göz koydum buna yanaşanı ısırırım bildireyim.

Kazakistanın destekleyeni de çoktu. Bunu arada çektim. Çok şirin değiller mi >_< bir aşşağı bir yukarı merdivenleri çıkıp iniyorlardı.


Dikkatimi çekmeyi başaran diğer bir şarkıcı da Vietnamlı arkadaştı. (Dinh Manh Ninh) Başta geldiğinde bile alkışlamadım. Çok ümidim yoktu bu JYP kılıklı konusunda. Ama adam bir başladı şarkıya maşşaAllah. Birde güzel dans ediyor ki sormayın.

Ve sonunda Scandal çıktı! Şirin kızlar. Fotoğraflarını çekmeyi pek becerememişim.
Giriş yaptıklarında ayağa kalıp bağırmıştım. boğazım ağrıdı. Heyecan yaptım. Birde giderken el salladılar >_< Yani Abu ya kadar isimlerini dahi duymamıştım ama bundan sonra bir araştıracağım





Son olarak sevgili 'Sinyor Seyfi' çiçeklerden bahsetmeye başladı.. 'Çiçek ? Çiçek çocuklar ? Kore ?' gibi düşünceler yankılanmaya başladı kafamın içinde. Fotoğraf çekmek için hazırlandım ve 'Kore' dedi 'Sinyor'!

Sonrası mı ? Bende bulanık.
Sözde baştan sona çekecektim bizimkileri ama anında koltuğa bıraktım kamerayı. Tek hatırladığım Scanadala tezahurat yaparken kısılmış sesimle Cinderella yı bağırarak söylemeye çalışmamdı.. 
Bizimkilerin fotoğrafını dahi çekemedim ama zaten tv de yayınlanacak diye önemsemedim. Ama tek kelime Türkçe bir şey söylememeleri beni üzdü.

Bizimkiler gidince bende çıktım salondan hemen. Hediyeyi ulaştıracak birini aramaya. Çok sevimli bir abi hediyeyi değil, direk beni oraya götürebileceğini söylediğinde nasıl sevinmiştim anlatamam! Ama başka biri almadı içeri.. Boşver beni hediyeyi de almadı. (Gıcık)

Bende çıktım salondan.. Meğer bizimkiler sonra tekrar sahneye çıkmış!!! Ah onu da kaçırdım T^T
Şöyle bir dönüp baktım.




Sonuçta o gece CNBLUE Koreye geri döndü ve benim hediye hala çantada..
Tek istediğim duygularımı aktardığım o mektubu ulaştırmaktı aslında..

Neyse bizimkiler o gece döndü ama Scandal 29unda buradaymış. Cumhuriyet bayramından bahsetmiş ve havaifişek olur mu diye sormuş.

 Ama an itibari ile onlar da ülkeleri ne döndü ve bir güzel şeyin daha sonuna geldik.
Yakın zamanda daha güzel etkinliklerin gerçekleşmesi dileği ile bir yazının da sonuna geldik.

31 Ekim 2015 Cumartesi

ABU, CNBLUE, SCANDAL Ve Diğerleri (Bölüm 1)

Geçen sene bahsetmiştim Asiavision'dan size. Tabi o zamanlar yarışma sanıyordum -_-) Meğer değilmiş. Neyse efendim. Bu senekinin İstanbulda olacağını tee o zamandan biliyordum ve gitmek istiyordum zaten. Ama kim derdi ki CNBLUE gelecek diye !

Bunu duyduğumdaki tepkim görülmeye değerdi. Bir oraya bir buraya zıpladım, bir iki kişiyi aradım, yüksek sesle heyecanımı belirttim.. hatta bir ara koltukların üstüne bile çıktım.

Bu heyecan kısa süre sonra kursağımda kaldı tabi!

Ben yeteri kadar param var mı diye düşünürken, meğer bilet satışı olmuyormuş. Davetiye ile gidilmeli imiş. Davetiye de bulmak imkansıza yakın.

Animelerden fırlamış gibi geziyorum tabi

Derken derken.. Japan-Fans ın davetiye dağıttığını öğrendim NHK ile birlikte..
Zamanında sırf radyosu için bile girdiğim bir site olmasına rağmen, bir film bulacağım umudu ile bir kaç ay önce üye oluştum anca ve bir yorum dahi yapmamıştım forumda. Çözememiştim nedense forumu bir türlü.
Ama konu CN ken forumu iki günde çözdüm :D
Neyse bende başvurdum bu forumdan. Umudum her geçen gün azalıyordu çünkü öncelik Scandal gurubu fanlarınındı ve benimde japon müziğinde sevdiklerim yalnızca erkek gurupları.. Hani bir Kat-tun olsa bir One Ok Rock yada Hey! Say! Jump! tamam ama kız gurubu bir AKB48 biliyorum.. yada 49 mudu ? neyse o da sadece bir iki şarkısını dinlediğim bir gurup. Şarkı isimleri dahi yok aklımda. (Tamam gelmeyin üstüme işte)

Neyse efendim forum içinde bir yanlış anlamayı, boicelar olarak TRT ye ulaşma amacı ile yapılan tag de dile getirip gereğinden ağır konuşmuşum (hakaret yok) ve nasıl olduysa sitenin yöneticisi de görmüş bunu. (Daha sonra yaptığım hatanın farkına vardığımda sildim sanıyordum oysaki)
Ee si bir güzel laf yedim ve olan şansımı yitirmem yetmezmiş gibi yeni yeni çözdüğüm foruma giremeyeceğim diye üzüldüm. Kurdum kafada kurdum.
Neyse Allahtan özür dileyince kapandı konu.Yine de kazanma şansımın içine ettiğimi düşünüyordum.

Derken bir gün dizi arasında orada konuştuğum birinden yanıt gelmiş mi diye bakarken, birde ne göreyim yöneticiden mesaj.. Endişe ile açtım bir baktım ki.. Davetiye kazanmışım!!
Gecenin bir yarısı fırladım odadan heyecanla!

Bizimkiler de sevindi benimle birlikte.

Derken derken 26 ekim oldu. Bizimkiler için hazırladığım hediyeye gece yarısı yetiştirdim ve mektubu tamamladığımda bir internete bakayım dedim.
Bizimkiler havaalanına gitmiş olmasın tam da o anda! Birde tweet tam bilgisayarı açtığımda!
Gaza getirdi Türk fanları ve ertesi gün havaalanı tıklım tıklımdı!


Beklerken güvenlik görevlilerini canından bezdirenler oldu. Çok üzüldüm o güvenlik görevlileri için. Hayır birde utanmadan nasıl cevaplar veriyorlardı.
Neyse.

Bizimkiler çıksın diye saatlerce bekledik. Uçağın iniş saatine daha çok olduğunu bilsem de gelen her çığlıkta 'Acaba erken mi indi?' diye düşünmeden edemiyordum ve tam 3 kez boşa heyecanlandım.

Uçak gecikmeli indi. İndikten sonra da yaklaşık yarım saat kadar geçmesine rağmen bizimkiler görünmedi.
Fanların sabrı biraz taştı tabi. Tezahurata başladılar. Yapanları kınamıyorum ama arkadaki insanlar alay etti ve gelen yabancılar korktu.



Bizimkiler geldiğinde de ortalık karıştı tabi. Tek kare resim çekemedim.
Bir süre uzaktan takip ettim hava alanı içindeki kalabalığı ama çekmeye çalıştığım videoda yalnızca fanların kolları görünüyordu.
Sonunda bizimkiler havaalanı çıkışına geldi ve diğer fanlar takibe devam etseler de ben ümidi kesip geri döndüm.

Kamerayı kapatıp arkama dönmemle birde ne göreyim! Jung Shin! Hemen yanına baktım Yong Hwa!
Meğer gidenler yalnızca Jong ve Min miş! 
Tam dibimde bunları görünce birden ne yapacağımı bilemedim ve bastım çığlığı! 
Hanımefendiliğimi bozmadım ama. Elimle azımı kapattım o sırada. Ve bizimkiler yanımdan geçti gitti bir kalabalıkla. 

Elim ayağım titriyordu. Hediyemi de verememiştim. Ama mutluydum.

Önceki gece heyecandan uyuyamamış olmama rağmen. (Hiç uyumadım) 
Kahvaltıda bir dilim kızarmış ekmek dışında midem boş olmasına rağmen ayakta kalmayı başardım. Hoş eve gelince devrilip uyudum ama deydi :D

Havaalanında olanlar iki farklı bakış açısı ile ele alınıyor; Biri 'rezil olduk!' diğeri 'çok fanı olduğunu gördüler bu iyi bir şey'

Bana soracak olursanız evet çok fanı olduğunu herkes gördü ve bu olası bir konser için iyi olmuş olabilir bir ihtimal ile. Ama yine de çocukların üstüne atlama gibi durumlar olmasaydı çok daha iyi olacaktı. Yani oradayken fark etmedim ama sonrasında izlediğim videoda bizimkilerin üstüne atlamaya çalışan iki kızı nasıl durdurduklarını gördüm. Rezalet!
Çığlık atmak yada arabaya kadar peşinden gitmek gayet normal. Ama üstüne atlamak, duvara sıkıştırmak ve çocukları taciz etmek bize yakışmadı. Dünyanın başka yerlerinde de böyle olabilir. Ama yine de bize yakışmadı.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Tokyo da Pokemon Cafe

9 ocakta Tokyoda pop-up Pokemon cafe açıldı. İnsanlar cafe'nin ilk iş gününde içeri girebilmek için 4 saat beklediler.

Pokemon cafe seriden ilham alınarak şekillendirilmiş yiyecekler servis ediyor. Pikachu cafe yemeklerinde, dekorunda ve hatta elemanların ünüformalarında bulunan en popüler pokemonlardan biri. Çalışanlar Pikachu kulakları ve kuyruğu takıyor.
Uzun bekleyiş, cafe den eşya ve yiyecek almak isteyen insanları caydırmadı.

Pokemon cafe yalnızca belirli bir süre açık kalacak. Cafe'nin son iş günü 28 şubat.



Bana fikrimi soracak olursanız.. Kıskançlıktan çatladım. Yok arkadaş bizim buralarda böyle şeyler. pop-up cafe diye yeni bir şey de öğrenmiş oldum bak.. Neyse gidebilenlere kin beslemek düşer artık bize.

31 Ekim 2014 Cuma

Birazda Japonca

Geçenlerde koreceden bahsettim. Şimdi de bazı kanjilerin aslında ezberlemeye gerek olmadığından bahsedecektim.

Ama öncelikle kanji nedir ?

Japonca üç alfabeden oluşan bir dildir.. Bu insanları korkutan kısım.


Hiragana: 48 temel karakterden/heceden oluşan ve en çok kullanılan en önemli alfabe. Japonca kökenli kelimeleri bu alfabe ile yazarız.. Hatta çocuklar daha kanjileri öğrenmediği için mangalarda animelerde kanjilerin üstünde ufak hiragana harfleri bulunur. kanjiyi anlamayan hiraganasını okuyabilsin diye. He ben 48 dedim diye sadece o kadar sanmayın.. yanına gelen ek harfler veya üstüne gelen nokta ve çizgilerle değişen heceleri de sayarsak 105 hecemiz oluyor.




Katakana: Harf sayısı ve hecelerin okunuşları hiragana ile aynı olmasına rağmen yazılışları daha basitleştirilmiş, yabancı kökenli kelimeleri yazmak için kullanılan alfabe. Örneğin adınızı bu alfabe ile yazarsınız siz. One piece, Bleach gibi bilinen animeler ve mangalar da bu karakterlerle yazılıyor işte yabancı kelimeler oldukları için.
 Bazı hecelerin yazılışı Hiraganaya benziyor ama yine de farklı bir alfabe.. Allah sabır versin.


Son olarak korkulu rüyam Kanji: Temeli çince alfabe olan karakterlerdir. Şu an ki günlük hayatta 2000 den fazla karakter kullanılıyor bildiğim kadarıyla.
Bense şimdilik 17 tane falan öğrendim..

Bir metinde bu üç alfabe birlikte kullanılabilir. Yani çocukları yada yeni öğrenenleri hedef alan kitaplar dışında, ciddi birşeyler okuyabilmek istiyorsanız bunların hepsini ezberleceksiniz. Benim hedefim bu yani.

24 Eylül 2014 Çarşamba

Euruvision ?? Na-a.. Asiavision varken kimin umrunda

Biz Türkiye olarak asya ve avrupanın birleştiği dünya üzerindeki bu mükemmel yerde yaşıyoruz.. Ve avrupalıların siyasi çıkarlar için oy verdiği şarkı yarışmasına rest çekip katılmayı kestiğimizden beri biraz buruktu içim.. Şimdi ise Asya-pasifik şarkı yarışmasına katılacağız.. İlk katılım yılımız 2014 ^^
Tarih ve yer; 25 Ekim 2014 tarihinde Çin Halk Makao Özerk Cumhuriyeti'nde bulunan The Venetian Theatre

Bu yarışmanın eurovision dan en büyük farkı ticari amaçla yapılması..
Bu sene ilk katılımımızı gerçekleştireceğimiz yarışmada bizi temsil edecek gurup, Eurovision da bizi ikinciliğe çıkartıp gurulandıran sempatik one ok rock gurubunun türk versiyonu Manga. Şarkılarının adı ise "Fazla Aşkı Olan Var mı ?"

Şarkının ismi bana ilginç geldi.. Hadi bekleyip göreceğiz.. A bu arada asya severler sakın unutmayın.. Kore ve Japon ya ile rakip olacağız bu yarışmada.. K ve j fanlığını kenara bırakıp izleyin derim :D

Kore ve japonya demişken..
Koreyi temsil eden şirin kız gurubu Girl's day
Japonyayı temsil eden ise üyelerinden biri palyaço olan (hee evet bende çözemedim) Sekai no Owari

Yarışmayı izlemek için zamanı gelince tvt nin başına kurulurup Trt yi açmayı ve kumandayı saklamyı unutmayın ^-^

(Not haberi önceden aldım ama bilmeyen yoktur sanıyordum.. Varmış. Bu yüzden geç te olsa yazdım ^^)

(Woah son anda fark ettim de tam bir ay sonra O.o)

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Japonyadan Gelen Eşyalar

Ne yazaıkki bir süredir bloga girdiğim yok. Ama bunu telafi etmek için yemedim içimedim sizin için taa taksimlere kadar gittim. (he ramazan diye yemedik içmedik ne yani)
(Bu 100. paylaşımımdır ^^)

Zamanında taksimin ara sokaklarında denk geldiğim ufak bir dükkan vardı.orayı hayranlıkla gezdim alışveriş yatptım ve tek fotoğraf dahi çekmeden çıktım. Sonra dedim 'Ben bunu bloga ekelerim ya' Ve o zamandan beri aylardır oraya tekrar gitmek için fırsat kolluyordum. (Bir kez gittim ama dükkanın yerini kaybetmiştim [dalgın yazar])

Dükkan dükkan diyorum da ne dükkanı değil mi ? Japonyadan gelen eşyaların satıldığı bir dükkan !
Gerçekten çok güzel şeyler vardı ilk gittiğimde. Ben bir çift çıbık aldıydım (10 tl)
İkinci gidişimde ne yazıkki eskisi kadar çeşit yoktu. Ama yenilerinin geleceğini söyledi adam.

Fotoğraflar

Bu dükkanın dışı. Çekerken yaptığım iki hata ise tümden dışını çekmek yerine vitrinleri tek tek çekmek ve yansımayı göz önünde bulundurmamak (Boşuna aramayın, beni bulamazsınız. Yansımada çıkmamak için ne kadar uğraştım.)


Çantalar, kimonolar ve cüzdanlar. (İlk gittiğimde kimonoların yanında ki yer ve cüzdanların olduğu yer anime şeyleri ile doluydu -_-) Şimdi daha çok çantaya ağırlık vermişler.


Bunlarda japon terlikleri. Uzun bir internet araştırmasından sonra isimlerinin 'zori' olduğunu öğrendim.


Bunlar da çeşitli anime figürleri. Komşum Totoro'dan Spirited Away e, Ponyo on the Cliff (Küçük Denizkızı Ponyo) dan Howl's moving castle (yürüyen şato) kadar çok tanınmış animelerin figürleri.


Birde böyle ıvır zıvır hiç ilgimi çekmeyen tuhaf örme takılar da satıyorlar.


Son olarak bunların ne olduğunu tamin edebiliyor musunuz ? Evet! Mangalar ! Hemde..... Japonca !! \(*-*)/


Bu da benim aldığım Bleach li kalem (10 tl) bunun gibi daha çok ıvır zıvır var. Telefon süsleri de vardı da 15 tl deyince vazgeçtim.


Dükkana nasıl gideceğiniz konusuna gelirsek..  Otobüsten galatasaray durağında inip oradan istiklal caddesine gitmeden hemen önceki ara sokaklar...

Tamam daha açık bir adren için Japan-fans tan buldum adresi. Oraya yazdıklarını daha önce tamin etmeliydim
Asmali Mescit Mah. Mesrytiyet Cad. 31/A Beyoglu istanbul Turkey