Translate

Ren(Hikaye) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ren(Hikaye) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2015 Cumartesi

Bir Duyuru Yapmak İstiyorum (Hikayeler hakkında)


Öncelikle uyarayım; bu yazıyı kişisel olarak algılamasın hiç kimse. Bir çok kişi ile bu konuyu konuştum. Hatta o kadar ki, kim ne dedi hatırlamıyorum. Kimseyi aşşağılamak, azarlamak istemiyorum ama bende biriktim ve bazı şeyleri söylemem gerek.

Hepinizden sürekli duyduğum şeyler var. 'hikaye çok yavaş ilerliyor,' yada 'bölüm kısa'

Bende her defasında 'hayır yavaş ilerlemiyor, bölümler bölünmüş.' yada 'Benim de bir hayatım var kolay değil yazmak' diyorum.

Bazılarınız 15 dakikada okuyorsunuz diye o kadar sürede yazıldı sanıyor hikaye galiba. Arkasındaki emeği düşünen yok.
Starry Night ı yazarken harcanan şeyler biraz kağıt ve biraz elektirikten ibaret değil.

Yazan bilir, yazmak için gerekli şeyler vardır... Sessiz bir yer gibi.
Dizi ve filmlerde görmüşsünüzdür, yazarlar ilham bulabilmek adına sessiz doğa ile iç içe bir yere yerleşir. Bense sessizlik denen şeye baya hasretim.

Sonuçta yalnız yaşamıyoruz. Televizyondur, müziktir, konuşmalar, komşular derken sırf hikaye yazabilmek adına kıp kırmızı gözlerle gecenin bir yarısı esneyerek bölüm tamamladığımı bilirim.

Hadi diyelim mucize eseri sessiz bir zaman yakaladım.. Yetiyor mu ? Hayır!
Kafamın da sakin olması gerekir. Günlük hayatın stresi, haberler, internette boş boş konuşanlar yetmez gibi Yeppudaa ya girince de birbirine sataşanlar, sürekli şikayet eden insanlar görüyorum. Sırf bir soru sordum diye kavga çıkarmaya çalıştığımı idda edenler, sırf bir şarkının bana işkence gibi geldiğini söyledim diye fanlıktan afaroz etmeye çalışanlar var.
Bakıyorum birileri tutmuş 'bende CnBlue boicesiyim' diyor.. Allahım sabır ver.

Hadi bunu da atlattık kafayı toparladık diyelim.. Benim hiç mi dersim, sınavım yok sanıyorlar ?
Yada yapmak istediğim başka şeyler.. Son zamanlarda sırf bu yüzden çok sevdiğim resmi bıraktım. Oysa birileri tutuyor bir şey için vaktim yok dediğimde benimle alay edip birde üstüne 'sorumluluk sahibi değilsin' diyor.
Lan ben aylardır elimdeki kitabı bitiremedim !

Starry Night ın ne şartlar altında nerelerde yazıldığını biliyor musunuz ? Bankada sıra beklerken bölüm yazmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Yada doktorda... Hangi insan doktor sırası beklerken hikaye yazar ?!
Olurda otobüste falan boş vakit bulursam bir iki cümle yazarım umudu ile yanımda defterle geziyorum.

Şimdi diyelim sessiz ortamı, sakin kafayı ve boş zamanı bulduk.. Benim Starry Night ın yarışamayacağı kadar değer verdiğim romanım var, ve diğerleri... Ah birde dergi editörlüğünü unutmayalım. Onları hangi zaman yazacağım ?
Şimdi dersiniz 'biz mi dedik dergiye katıl diye?' Bırakın da onca zaman Yeppudaa da üye olan bir insan hareketli avatara ve bir guruba üye olma mutluluğuna kavuşsun.

Tümü atlattık desek.. Birde yazıdakini bilgisayara aktarmak var. Bozuk klavyemle olduğu kadar bir deftere bir ekrana baka baka, gözlerim bulansa dahi yazmak işin zor kısmı diyelim. Ki öyle zamanlar oldu ki birilerine yalvardım benim yerime geçir şunu diye.

Siz se 15 dakikada okudunuz. Belki bir beğeni yada yorum yapmak zor geldi.

Sorun değil... Hiç biri sorun değil. Bunu ben seçtim. Ama sizin tutup ta 'yavaş ilerliyor' dediğinizi görünce küplere biniyorum.
Her zaman yapıcı eleştiriye açığım.. Ama benim tarzımı eleştirmek yapıcı eleştiri değildir. BEN YAVAŞ İLERLEMESİNİ SEVİYORUM! Bunu defalarca söyledim.

Yok neymiş efendim 'çok yavaş ilerliyor' muş, neymiş 'pilatinin hikayesi ile yan yana gelince daha da göze batmış'mış.. (pilatin iyi güzel yazıyor severim yer yerde öneririm ama ) Çok biliyorsan kendin yaz! Git pilatin gibi yaz hatta onunla spin off yap. Benim paşa gönlüm böyle yazmak istiyor.

Ben Starry Night ta çoğu gibi kolaya kaçıp seneryo misali yazmıyorum. Üç beş kişinin olduğu sahneyi, isimlerle dolmadan ve sürekli 'dedi' kelimesini kullanmadan yaz bakalım ne kadar kolaymış.

Starry Night Fanfictionların yüzde doksanı gibi ana karakterin azından da yazılmıyor. Öyle kendini karakterin yerine koyup, takır takır yazmak kolay. (yazanlara lafım yok. Benim de öyle hikayelerim var hatta Ren de o tarz)

Birde kolay mı sanıyorsunuz karakterleri sevdirmek.. Ben her zaman 'hikaye konusundan önce karakterler gelir' derim. Sırf karakteri sevdim diye konusu iyi olmayan kitabı sevmişliğim, sırf karaktere kıl oldum diye de nefret etmişliğim vardır.

Bilen bilir.. İlk bölümlerde çoğu Mika dan nefret ediyordu. Şimdi sorun okurlara Mika hakkındaki düşüncelerini ?
Çok sevdiğim okuyucularımdan biri (Jong Hyun cu olur) 'Meteyi bana nasıl sevdirmeyi başardın' dedi geçenlerde. Yüzden fazla okuyucu var.. Hepsine hitap etmek ne kadar zor biliyor musunuz ?
Hep bunlara kafa yoruyorum işte.

Starry Night ı yazdığım ilk günü hatırlıyorum. O heyecanı, isteği.. Benim için eğlenceli bir hobiydi.. Şimdi ise stres kaynağına dönüştü.. Önemli bir sınava çalışırken kafamda bir ses 'Uzun süredir Starry Night a yeni bölüm yazamamışken nasıl olurda çalışırsın!' diyor..

Şimdi yanlış anlamayın, Ben hikayemi seviyorum. Benim için Starry Night, ilk arkadaşlarım dışında okunan hikaye, ilk fanfiction, ilk fantastik öğe içermeyen hikayemdir. Okuyucularımı da çok seviyorum.. Bir çoğunuzun yorumları bana ilham vermekle kalmıyor, tüm gün pişmiş kelle gibi sırıtmamı hatta başka şeyler yaparken de cesaret almamı sağlıyor. Yazdığım için hiç pişman olmadım.

Ama buna rağmen ne yazık ki Starry night ve Ren bu nick ile paylaştığım ilk ve son hikayeler olacak, planlarda bir değişiklik olmazsa.. Bir süre sadece yayınlamadan yazmayı düşünüyorum.

Bunca zaman anlayışla okuyanlara, kıymet bilenlere teşekkürler.. Bilmeseniz de teşekkürler.
Ama en azından anlayın şunu.. Fianle kadar bunları süründüreceğim ve elimden geldiğin ce yavaş gerçekleştirip, çoğunlukta karakterlerin iç dünyasına ineceğim.

28 Eylül 2014 Pazar

Ren (Bölüm 2)

 Röpörtajı Yeppudaa ya eklediği için Nuest_kolik e teşekkür ederim ^^




Yoksa.. Yoksa bu da mı bir rüyaydı ?
Öyleyse birazdan yanıma gelip benden hoşlandığını söyleyecek. Rüya olsa da benim için sorun değil. Bu sefer o öpücüğü alacağım !

Bize doğru gelirken ne kadar da zarif yürüyor..
"Ren! Sende burada mıydın.. Bu gün boşsunuz sanıyordum. Babam beni okula bırakacaktı..."

Ah tabiki ne bekliyordum ki ?! Hayal kırıklığına uğramışa benziyor. Hoş benim kadar hayal kırıklığına uğrayamaz ama. En azından bu fırsatı kullanarak onunla okula kadar gidebilirim.

"Neden bizimle gelmiyorsun ? Zaten yolumuzun üstü. Hem arabayı süren baban olduğu için planlarnda çok değişiklik te olmaz."

Yüzü tekrar güldü.
"Gerçekten mi ? Sorun olmaz değil mi ?"

Sen böyle güldüğün sürece hiç birşey sorun olmaz. Yeterki o güzel yüzünü asma..
"Tabi ne sorunu."

Ji Hyo hevesle arabaya bindiğinde Baek Ho kolumu dürtüp kaşlarını kaldırdı ve sadece benim duyabileceğim kadar kısık sesle konuştu.
"Hiç bir fırsatı kaçırmıyorsun."

Dudaklarımı büzdüm ve gözlerimi kıstım.
"Ne o ? Yoksa başkalarından hoşlanmam seni kıskandırıyor mu ?"

Baek Ho omuzuma yumruk attı.
"Serseri ! Bin şu arabaya hemen."

Gözlerimi kısıp ters ters Baek Ho ya baktıktan sonra Ji Hyo nun yanındaki yeri kaptım. Umarım birden trafik çıkar da uzun sürer bu yolculuk..


Ne yazık ki yol her zamankinden daha da açıktı.. Yolculuk çabucak bitti.
Yani nasıl olur da bir kırmızı ışığa bile denk gelmeyiz ki ?! Trafik ışığı sürelerini ayarlayanları lanetliyorum! Onlarında ne suçu varsa artık..


En azından biraz konuşabilmiştik onunla.. Bana bir erkek olsam kız arkadaşımdan ne hediye isteyeceğimi sormuştu..

Kahkahalarını tutamayan üyelere mi küfretsem beni bu kılığa sokan menajere mi ?!
Ah be kızım bakma sen kıyafetlerime! Ben bir erkeğim zaten. Hemde sana aşık bir erkek.

Birde beni kendine yakın görüyor diye sormuş soruyu.. Neyinim ben senin ? Ablan mı ?!

Hem niye böyle bir soru sordu ki durup dururken ?? Erkek arkadaşı falan mı var yoksa ? Döverim ben o herifi.
Bakmayın böyle narin göründüğüme. Fanlar bilir gömleğimin altındaki kasları.

"Hiç duymuyor ki bu bizi.." Min Hyun bana seslenmişti sanırım.
"Hı ?"
"Hala olayın şokunda gibi.." Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde JR ı gördüm.

"Ne diyorsunuz siz ya !"

"Ropörtaj diyoruz.. Katılmaya niyetin varsa bir zahmet oturduğun yerden kalk ve gelen bayanı selamla."

"Ah doğru ropörtaj.. Geliyorum hemen."


Bahsettikleri kadın baya sevecen birine benziyordu. Selam verip yerlerimize oturduğumuzda stajerlerden biri bir paket cipsle geldi.

"Bunu.. Yiyebilir miyim ?"

Kadın gülümsedi
"Tabiki yiyebilirsin. Elbette!"

Kadın cips paketini aldı ve açmayı denedi.. Ama beceremedi.
Sabırsızlanmıştım.
"Bırakın ben deneyeyim."

Paketi açtım ve avucumu içine daldırdım. Bu bana sabah olanları unutturmuştu.Mutluydum ve gülümseyerek cips yiyiyordum...

Evet, ereğim diyip duruyorum ama genç bir erkeğim.. Böyle çocuksu şeyler de beni mutlu edebiliyor.

"Ren çok yeme yoksa pirinç yiyemezsin!"
Lanet menajer! Onu duymazdan geleceğim.. Zaten paket te bitmek üzere.


Cipsi bitirip bir güzel de parmaklarımı temizledikten sonra ropörtaja geçtik.
Kim derdi ki beni cipsle besleyen bu sevecen kadından bir cümle ile soğuyacağım..

"Kime arkadan sarılmak isterdiniz ?"
Back-Hug ?! Hemde üyeler arasında ?! Sende mi sevimli abla ?!

Baek Hyun tereddütsüz yanıtladı soruyu.
"Min Hyun! Geniş omuzlarıyla onunun sırtı sarılmak için tam doğru ölçüde."

Aron da ona hak verdi.
"Farkettim."

Onlar gülerken araya JR girdi.
"Ren! Ona bir kaç defa sarıldım ve tam doğru ölçüde."

Baek Ho tekrar gülmeye başladı.
Ne diyorsun sen JR! Sanki sırtımda yaşıyormuşsun gibi yanıt verdin!

Baek Ho gülmeye devam ederken Min Hyun şaşırmıştı.
"Ne ?"
"Sadece fotoğraf çekimlerinde ! Her zaman sarılmıyorum !!"

Bu gibi durumlarda daha açık konuşmalısın!  Bu soruyu herkes cevapladı mı ? Sıradakine geçsek ?
Anlaşılan Aron daha cevaplamamış.
"Bana göre de Ren. Çünkü tipi kız gibi."
Ne diyorsun abi sen ?!  Sanki bu laftan sonra sana erkek gibi diyebilirler de.. Ah bir bilsen dün gece markette çalışan bir kızın seninle beni yakıştırdığını.. Rahatça böyle konuşabilir miydin merak ediyorum.

Düşüncelerimin aksine sadece gülümseyebildim.
Bu sefer Aron bana sordu.
"Peki sence ?"

JR dalga geçer gibi araya girdi.
"Herkes diyeceksin değil mi ?"

Sakin kalmalıyım. Battı balık yan gider. Madem bütün üyeler birine.. Ihım yani sarıldı.. Sarıldı diyecektim.. Bende birşeyler söyleyebilirim.
Hepsinden daha kızsı olmak zorunda.. Hmm..
"Pekala.. Sanırım JR.. Hayır! Min Hyun! O uzun ve geniş omuzları var. Sarılması rahatlatıcı görünüyor."

Sıra artık Min Hyun daydı.
"Bana göre Baek Ho."

Baek Ho şaşırmış gibiydi.
"Gerçekten mi ? Harbi mi ??"

"Erkeksi görünüşünün aksine cildi çok yumuşak, bebek gibi!"

Buyur buradan yak.. Baek Ho da Min Hyun demişti zaten... Az durun. Bu ropörtaj yayınlansın, ikinizin fanfiction ları çıkacak böyle bol back-hug lı.. Haha ne diyorum. Bende Min Hyun dedim. Sanırım bende ikinci karakter olurum artık.
Şu 'fanlar-bizi-nasıl-görüyor' araştırmalarımı kesmem gerekiyor artık. Onlar yüzünden üyelerin yüzüne bakamayacağım yoksa.

Neyse ki ilk soruyu atlatabilmiştik.  O sematik gürünümlü kadın bir soru daha sordu.
"Kiminle otel odanızı paylaşmak isterdiniz?"
Abla senin de bir kafamızı birbirine itip öpüşmeye zorlamadığın kaldı ama..


"Min Hyun! O beni sabahları uyandırabiliyor."
Baek Ho bu kadar hevesliyken ben neden kadına kızıyorum ki?!
Devam et koçum. Rolüne kendini kaptırmışsın belli.. De! Sabahları öperek uyandırıyor de de  hepimiz kurtulalım.

Min Hyun itiraz etti.
"Uyanmıyorsun ki!"

"Ama yine de Min Hyun ben uyanana kadar devam ediyor. Min Hyun ile olmak istiyorum! Sende öyle olsun istiyorsun değil mi Min Hyun ? Değil mi?"

Ah lanet olsun ben niye çabalıyorum ki..  Gidin kendinize bir oda tutun ve ne yapıyorsanız orada yapın..

"Asla Baek Ho! Senden başka herkes tamamdır."
Haha naz yapıyor bizin Min Hyun ! Ah bende kendimi katırdım.. Bakalım bu ropörtaj sonunda Baek Ho kiminle olacak.. Üzgünüm hyeong. Bu saçma ropörtajda akıl sağlığımı korumak için tek seçeneyim alay etmek.

Bir tek ben değil, herkes Baek Ho ile uğraşıyordu. Aron "Benim içinde! Baek Ho ve menajerimiz hariç hepsi olur!" dedi.

JR tarafsız kaldı.
"Ben tek bir kişi seçemiyorum. Hepimiz iyi arkadaşız. Menajerimiz hariç herkes olur!"

Bu Baek Ho yu duygulandırmış gibiydi. "JR~" dedi tuhaf bir ton ile.

Tamam şimdi araya girmezsem iş karışacak gibi. Birinden biri itiraf edecek sanki.
"Ben JR ile olmak istiyorum."

Evet söylemiştim. Sanki başka şansım vardı menajer o çirkin bakışlarını bana dikmişken.. Ah bu lanet ropörtaj daha ne kadar devam edecek~

21 Haziran 2014 Cumartesi

Ren (Bölüm 1)

Bir süredir üzerinde çalıştığım Nu'est fanfictionu 'Ren'in ilk bölümünü sizlere sunmaktan guru duyarım !! \(*-*)/ (Alkış)

Ama Dikkat!! Bu yan proje. Yani önceliğim olan başka hikayeelr var. O yüzden bölümler aylarca aralardan sonra gelebilir. Buna göre başlayın derim.
Hikayede gay içeriği yok endişe etmeyin. Aşk ta yok. Yanlış anlaşılan bir ünlünün hayatını anlatanan komedi hayattan kesitler bir hikaye. Bu yüzden devamlılık çok ta önemli değil. Rahat rahat okuyabilirsiniz de ^^ Ve ilk bölüm ^^
***

Seul sokakları geceleri daha bir güzel oluyor değil mi ? Hava sıcak olmasına rağmen güneş yakmıyor çünkü. Ayrıca bir şapka takınca karanlıktan da faydalanarak gizlenebiliyorsun.
İnsanlar kim olduğumu anlamadan gelip geçiyor yanımdan.

Ben kim miyim ?
Choi Min Ki. Yada bilinen adımla Nu'est'ten Ren. Koreli bir şarkıcıyım ve erkek olmama rağmen çok güzelim.

Kızların dış görünüşümü kıskandığı, erkeklerin cinsiyetimi öğrenene kadar flört etmeye çalıştığı biriyim.  Ah evet, bu gerçekten iğrenç.

Biraz sevimliyim diye bunu söhret için kullanıyor olabilirm ama başka şasım yok. Çıkış yapmadan önce  bunun böyle sonuçlanacağını bilmiyordum.

Çoğu insan beni eşcinsel sanıyor. Ama genel tanının aksine ben normal bir erkeğim. Kızlardan hoşlanıyorum ve yanımdan mini etekli biri geçince ister istemez arkasından bakıyorum. Tebiki çaktırmadan.

Çok memnun olmasam da kız gibi davranmaktan, birşey söyleyemiyorum. Çünkü ben böyle olmalıyım.
Gözlerimi sevimli gösteren eyelinerım, uzun saçlarım ve dikkat çeken duduaklarım.  Eğer bu işe devam etmek istiyorumsam bunlara katlanmalıyım. Yani menajer öyle söylüyor.

Ama ben hala anlamıyorum.  Kızların neden beni bu halimle sevdiğini. Arada merak ediyorum eşcinsel sanılan fanlarım var mı diye...
Fanlarım... Onlar bu duruma katlanabilmemdeki en büyük desteğim. Beni bu halimle beğeniyorlar ve destek veriyorlar. Gerçek beni tanısalar daha çok seveceklerine inanıyorum aslında. Ama benim seçme şansım yok.

Yinede bazen seçme şansım olmayan şeyleri de yaparım. Gecenin bir saatinde gizlice yurttan kaçmak gibi. Ama kısa süre içinde yurda geri dönmeliyim. Aksi taktıde güzel bir azar işitebilirim.
Ne yazıkki yaptığım şirinlikler menajer ve diğer yetkili insanlarda işe yaramıyor.
Durduğum yerde topuklarımın üzerinde döndüm ve yurda doğru yürümeye başladım.
Ah ama dönmeden önce markete uğrayıp cips almalıyım. O kadar yürüdüm sonuçta. Bir paket cips için boş yer oluşmuştur kalori defterinde.

Cips reonu?.. Cips reonu ? Heh buldum. Cipsler..
Parti boylar çok ilgi çekici olsada bu küçük olanla yetinmeliyim. Son bir kez parti boy cipslere bakıp dramatik ayrılığımızı gerçekleştirirken bir müzik sesi dikkatimi çekti.
Aa bu bizim Face şarkısı. Olamaz! Bu bizim Face şarkısı!
Kasadaki kız bir L.O.Λ.E değildir umarım. Telefonla mı konuşuyor o ? Benimle çok ilgilenmez böylece.

"Evet, Nu'est in şarkısı.. Değil mi ama. Bende Ren e bayılıyorum. Şimdi ne güzel olurdu kapı açılsa Ren içeri girse."  Bu kız şaman falan mıydı önceki hayatında ?!

Şapkamı iyice yüzüme indirip kasaya gittim.
"Tabi kızım. Kesin aralarında birşey var. Ama ben yine de Aronla daha çok yakıştıklarını düşünüyoum..."
Aron ve ben mi ? Peki ama neden ?! Tamam, sevdiğim bir hyung ama o anlamda değil!

"Ah düşünsene Aron elini Renin omuzuna atmış. Ren onun gözlerine bakarak oppa diyor. Sonra Aron Renin yüzüne dokunuyor ve.."
Heey! Hey! Hey!  Bİraz fazla ileri gitmedin mi ?
Sesimi olabildiğince değiştirdim ve öksürdüm. Ardından cipsi kasaya koydum. Sonunda kız müşteri var deyip telefonu kapadı.

"Buyrun fişiniz."
Kızın beni tanımaması iyi güzel de, az önce duyduğum şeyler yüzünden kulaklarıma detarjan dökmeliyim. Evet, fanlarım escinsel falan değil ama bazıları gerçekten kaçık olabiliyor. Gerçekten! Umarım aronla karşılaşınca aklıma bu gelmez.

Ah evim evim kendim gibi olamadığım evim... Pekala gurup üyeleri sorun değil. Yani onlar gerçeği biliyor. Ailemin dahi bilmediği gerçeği.
Onlara defalarca eşcinsel değilim dememe rağmen inanmadılar.
Hadi ama !  Bana inanan hayranlar, hayatımda hiç karşılaşmadığım insanlar varken öz ailem bana inanmıyor... Neyse en azından beni tanıyan gurup üyeleri var.

Ama onlar bilse bile kendim gibi olamiyorum. Çünkü menajer sasaengler bir şekilde yurda sızarsa gerçeği öğrenmelerinden korkuyor.
Yani ne yapacağı belli olmayan manyaklar eve gierse önemli ola tek şey gerçek kimliğimin gizlenmesi!
Neyse sakin olmalı ve artık uyumalıyım. Yarın yorucu bir gün olacak.
***
Ah işte Ji Hyo. Şirkette çalışanlardan birinin kızı ve gerçekten çok güzel. Zeki ve yetenekli de. Ayrıca bir buçuk senedir kalbimin sahibi. Tabi bunun farkında değil.

İyi anlaşıyoruz, çok samimiyiz ama o da sırrımı bilmiyor. Ve beni sadece arkadaşı olarak görüyor. Bense şu anki kadar uzaktan onu izliyorum hep.

Yine gülümsedi. Onun gülümsemesi beni ne kadar  mutlu ediyor anlatamam.
Buraya mı bakıyor ? Sanırım beni fark etti. Tekrar gülümsedi ve yanima geldi.
"Ren! Sen burada mıydın ? Ne tesadüf bende seni arıyordum. Sana söylemek istediğim birşey var."
"Evet seni dinliyorum." Kafasını önüne eydi ve her gergin olduğunda yaptığı gibi başparmaklarının tırnaklarını birbirine vurmaya başladı.
"Ren.. Yani Min Ki... Sana söylemek istediğim şey.. Ben uzun süredir senden hoşlanıyorum !"
Kafasını kaldırdı ve gözleri gözlerimle buluştu. Çok güzel görünüyordu.
Ona ne söylemeliyim ?
Ah! Şu lanet dıt dıt sesi kafamı karıştırıyor. Bu ses nerden geliyor ki ?!
Neyse Ji Hyo bana.. Ji Hyo nerede ?

"Ah! Lanet!" Yataktan düşmüştüm. Öyleyse az öncekiler sadece rüyaydı.

Yarım açık gözlerimle bana pis pis sırıtan Baek Ho ya baktım.
"Ne var ?"

Gülümsedi ve kaşlarını kaldırdı.
"Rüyanda yine mi Ji Hyo yu gördün ?"

Benimle birlikte yere düşmüş yastığı sert bir şekilde ona fırlattım.
"Bu seni ilgilendirmez!"

Yastığı yakalamıştı. Yüzü ile olsa da. Ardından geri fırlattı.

"Serseri! Kim bilir nasıl gördün!"

"Hey! Beni  bilirsin. Temiz kalpli, kız gibi biriyim." dedim ve ardından elimi yanağıma koydum gözlerimi kırpıştırdım.

"Evet, nasıl biri oldunu bildiğim konusunda haklısın. Ama tam bir serserisin!"

Normal bir kahkaha  atıp ayağa kalktım ve ardından rolüme bürünüp sevimli bir şekilde dil çıkarttım.
"Geçen gece öyle demiyordun ama hyung ~~~ "

"Hey git başka üyeye sark !" dedi ve bulduğu basşka bir yastığı fırlattı. Sesi sertti ama gülümsüyordu. Yinede rolüme devam edersem bir dahaki atacağı şeyin yastık olmamasından korktum ve sustum.

"Gece demişken.. Dün neredeydin ? Bir kızla falan mı buluştun yoksa ?"

"Hayır hava almaya çıkmıştım. Yakından gördüğüm tek kız kasiyerdi ve Araon ve benimle ilgili tuhaf düşüncelere sahipti. Ih! Korkunç! Neyseki beni tanımadı."
Baek Ho yeniden kahkaha attı.
"Kırıldım. Beni onunla aldatmaazsın değil mi ?"

Dil çıkardım ve omuzumu silktim.
"Bilemeyeceğim artık."

Biz birbirimizle alay ederken o asık ve çirkin suratıyla menajer girdi odaya. Önce biraz azarladı ardından günlük programı anlatmaya başladı. Benim tek düşündüğümse o kadar para kazanmasına rağmen neden hala estetik ameliyağatı olmadığı. Aynaya bakmak onun için acı vericidir...
Bunu düşününce ister istemez gülümsedim.

"Neye gülüyorsun sen ?!" Sana desem çok mu fazla olurdu ?

"Hiç sadece prova yapıyordum. Bilirsin, hayranlar ve kalpleri."

"Ve paraları..."
Evet, paraları. Seni sevmeyecekleri için tek düşündüğün bu.
"..Neyse siz ikiniz hazırsanız aşşağıya inin. Diğerleri çoktan araca bindi."

Üzerimdeki pijamalara ardından menajere baktım. 'Evet sanırım hazırım.' dememek için kendimi tutup hazırlanmak için odama döndüm. 10 dakika sonra diğerlerinin yanına inmiştim.

Arabaya binecekken Ji Hyo yu gördüm. Gülümsedi. Ardından beni fark etti ve tekrar gülümseyip bana doğru yürümeya başladı. Yoksa...?