Translate

17 Ağustos 2014 Pazar

Aloo ?

Büyük ihtimal daha önce duymuşsunuzdur. Bizim yeni kore özentisi boy band'imiz.
Şu an yazma sebebim belki bir ihtimal hala duymayanınız vardır. Yada benim görüşümü merak edenler.. (kendine gel dizikolik! )



Neyse bu gurup 'Şans' şarkısı ile çıkış yapmışlardı ve bir ara haklarında konuşulmuştu. Bloga yazma geri duymamıştım bu yüzden. Şimdi ise yeni şarkılarıni gördüm. Tek klip te ne kadar çok ilerlemişler diye düşündüm. (Evet hala kötüler ama yine de 'Şans' tan iyi. Hiç değilse güldürüyor)

Bu gurup belli Kore özentisi bir gurup. Ama sanırım ilk düşüncemin aksine bunlar birleşip 'hadi bir gurup kuralım' dememişler. Menajer falan bulmuş bunları. Bir bildikleri Maknae var ki içlerinden biri "İlk okuduğumda 'makine' diye okumuştum" dedi.
Birde 'Maknae' yi sadece 'küçük' demek sanıyorlar ve boy konusunda maknae olabileceğini sanıyorlar. 

Tipler biraz ilginç. Kamera karşısında konuşmak için eğitim almaları gerektiğini düşünüyorum. Ve gülüşlerini düzeltmeliler. Espriri seviyelerini de. Çünkü hala bir Boy band gibi değil de arkadaş gurubu gibi görünüyorlar.

Daha önce kore guruplarını izlemişler. Ama onlar konusunda çok bilgili olduklarını sanmıyorum. Menajer zorlamış gibi sanki.

Bunun dışında da biraz saflar sanki. Erdi adlı üye"Bir metre kaç santim di" diye bir soru sordu. En küçük olan sa 'şan etiğitimi' yerine 'Şans eğitimi' dedi. Diğerleri de çok farklı değiller. 

Aynı evde yaşıyor olmalılar. Ve 'evde yemekleri kim yapıyor?' sorusuna 'temizlikçi' cevabı vermeleri onların türk olduğunun kanıtı. Hemde adının 'Dürdane' olamsı
Evet biz türküz ve idol gurubumuz olsa da aynı evde yaşasalar da yine de yemek yapamazlar.

Gurup 4 kişiden oluyor ve yaşları 18 ile 25 arası. 
Gurup ismini nasıl seçtileri ise tamamen saçma bir hikayeye sahip. Ama dediğim gibi güldürüyorlar.
Birbirlerine seslenirken 'aloo' diye seleniyorlarmış "Sizde bize neden 'aloo' demiyesiniz ki" diye çıkmış.


Üyeler hakkında kısaca

Adnan: 
19 yaşında
Maknae
Boy: 1.74
Kilo: 69
Sevdiği renk: kırmızı
Burcu: Balık


Yiğit: 
En büyüğü. 25 yaşında
Burcu: Terazi


Kadir: 
1992 doğumlu.
Aslen Karadenizli


Erdi:
1990 doğumlu
Boy:  1.78
Sevdiği renk: Su yeşili
Burcu: Boğa
Gurubun oburu
(Ve bana göre en iyisi o gibi görünüyor şimdilik)


Gurup hakkındaki düşüncelerim kötü değil. Aslında yaptıkları şeyden dolayı takdir ediyorum. Ama yine de yeteri kadar iyi değiller. İyi bir eğitime ihtiyaçları var ki bunu da türkiyede bulmaları biraz zor.

Eğer gelişerek ilerlerlerse (ne çok ler var O_O) eminim bir yerlere gelebilirler. Tabi çok fazla çalışmalrı gerek. Yine de şu halleri ile bile  Türkiyedeki çoğu 'sözde' şarkıcıdan iyiler. 
Hep derim 'japonlar visual rock gurupları, Koreliler k-pop gurupları yamışken bizim gençlerin arabesk-rap ve arabesk-pop yapmaları dehşet verici. Arabesk türk müziği bile deği!'
Sonunda yeni ve gerçek bir adım atan gençler görmek insana umut veriyor.

Ah birde unutmadan... "Hey bu benim seçim vaadimdi !!"  Eğer parti kursaydım..


8 Ağustos 2014 Cuma

Starry Night (Bölüm 26)

Mika Meteye CN blue nun 'Let's Go Crazy' şarkısını açtırmayı başarmış, bağıra bağıra eşlik ediyordu. Mete kedini bir aile gezisinde gibi hissetti. Kendisi baba Yıldız anne ve Mika ise çocuk. Bu düşünce yüzünde durduramadığı bir gülümseme oluşmasına neden oldu.

"Neye gülüyorsun ?"

Mete onlar yokmuş gibi şarkı söylemeye devam eden Mikayı işaret etti. Hala gülümsüyordu.
"Arkadaşının sesi.. Çok güzel sayılmaz"

"Merak etme zamanla alışıyorsun." Yıldız Mikaya döndü ve devam etti. "Mika biraz daha sakin olamaz mısın ?"

Mika müziğin ritmi ile kafasını sallıyordu. Ve bağırarak konuştu.
"Nasıl sakin olabilirim ?! Bir süre önce CN Blue ile tanıştım. Min Hyuk ile göz göze geldim ve onunla konuştum ! Öleceğimi bilsem sakin olamam !"

Mikanın fazla şeker yemiş çocuk misali olan tavırları Meteyi güldürmüştü.
"Sen yeter ki iste. Bir sonraki çekime de sizi götürebilirim. Ama bu günkü gibi şeyler olmayacağına söz vermelisiniz."

Yıldız olanları hatırlayınca utandı.
"Üzgünüm. Bu gün seni rezil ettim. Hemde defalarca. Ben sadec..."

"Etmedin! Beni rezil etmedin. Sadece endişelendirdin. Sana bir şey oldu diye ne kadar korktum haberin var mı ?"
Mete sakin gibi görünüyordu ama gözü yolda olması gerektiği halde sık sık Yıldızın dik tutamadığı ayağına bakıyordu.

Yıldız cevap veremedi. Mika da sessizce Türkçeyi çözmeye çalışıyordu.

Diğerlerinin neşesini kaçırdığını fark eden Mete derin bir nefes aldı.
"Şimdi daha iyisin değil mi ?"

"Evet daha iyiyim."

"Bu benim suçum aslında. Belki de bir daha sizi böyle yerlere sürüklememeliyim."

"Aptal olma! Bir daha bizimle gezmek istemezsen anlarım. Ama bu senin suçun değil."

Mete farkedilmesi zor bir şekilde gülümsedi. Aslında dudağının sol kısmı sadece bir anlığına yukarı kıvrıldı.

"Aptal olan sensin. Senin sürekli başına iş açtığını düşünerek her zaman yanında durup seni korumam gerekiyormuş gibi hissediyorum."

"Böyle hissetmene neden olduğum için üzgünüm."

Mete Yıldızın onun ne ima ettiğini anlamadığını düşündü.
"Gerçekten aptalsın." dedi bitkin bir ses tonu ile. 'Senden deli gibi hoşlandığım, sana aşık olduğum için böyleyim.' diyemedi.

"Evet aptal!" Yıldız Mete anlamasın diye Korece konuştu. "Yanlış anlama. O senin ağabeyin." diye tamamladı kendine olan ikazını.

Mete nin anladığı tek Korece kelime 'aptal' dı. Amerikaya gitmeden önce Yıldız ona her sinirlendiğinde Korece 'aptal' dediği için biliyordu bu kelimeyi. Şimdi de aynı nedenden kullandığını sandı ve sessizce yola odaklandı.


"Buradan sağa." Sonunda Mika sessizliği bölebildiğine sevindi. Ama ne yazık ki uzun sürmedi. Mete kafası ile onayladıktan ve direksiyonu sağa kırdıktan sonra sessizlik kalığı yerden devam etti.
Bu sessizlik sette uykusu bölünen Yıldızın yine uyuklamasına neden oldu.

Mete Yıldız ve Mika'nın sokağına girdiğinde karşısına çıkan çocuklar yüzünden ani fren yaptı. Sarsıntı Yıldızın dehşet içinde uyanmasına sebep olmuştu.
Mete elini emniyet kemerini sıkıca kavramış olan Yıldızın elinin üstüne koyarak sakin olmasını söyledi.
Yıldız bir an etrafına bakındı ama nerede olduğunu kavrayamadı.

"Neredeyiz biz ?"

"Evinizin sokağında. Ama istersen eve gitmeden önce edeceğim kahve teklifini kabul et. Daha hava bile kararmadan uyuklamaya başladın."

Yıldız yarı kapalı uykulu gözleri ile Meteye baktı. Ardından gözlerini bir saniye kapatıp sonra da kocaman açtı. Uyanmaya çalışıyordu.

"Sana zahmet olmasın evde kahvem... Ah, kalmamıştı."

"Hadi kabul et. Hem arkadaşın da gelir."

Yıldız Mikaya döndü.
"Bizimle kahve içmeye gelmek ister misin ?"

Mika gülümsedi ve yapmacık ciddi bir tavır takındı.
"Siz gidin. Benim işlerim var. 7/24 sizin peşinizde gezecek halim yok."

Aslında 7/24 onların peşinde gezmek istiyordu ama Yıldızdan duyduğu cümle Mikayı şaşırtmıştı. Kendince çıkarım yapmamalıydı ama yine de Yıldız ve Meteyi yalnız bırakması gerektiğini hissetti. Zaten gizli veya ciddi bir şey söyleyecekleri zaman Türkçe konuşuyorlardı. Ve Mika merak içinde kalıyordu.

"Siz devam edin. Ben burada ineyim. Zaten evim hemen şu sokağın sonundaki binada."
Mika arabadan indi ve gözden kaybolana kadar arkasından baktı. Ardından kendi evine doğru yürümeye başladı.
"Aralarında her ne varsa, umarım mutlu olurlar..."

***

Üyeler yorgun bir şekilde yurda döndüklerinde Yong Hwa nın çoktan gelip televizyon karşısına kurulmuş olduğunu gördüler.
Jung Shin ve Min Hyuk kısa bir selam verip dinlenmek için odalarına çekildi. Jong Hyun ise salondaki bilgisayarın başına geçti.

"Ne o yine mi oyun oynuyorsun ?"

Jong Hyun önce durdurulmuş televizyona ardından Yong Hwa ya baktı.
"Ne o yine mi The Simpsons izliyorsun ?"

Yong Hwa sırıttı ve teslim olur gibi ellerini kaldırdı.
"Alışkanlıklar değişmez."

Konuşmaları bu kadar sürmüştü. Ardından ikisi de önündeki şeye konsantre oldu. Yada en azından Yong Hwa...
Jong Hyun oyun oynamasına rağmen aklı başka yerdeydi. Sonunda düşünceleri onu ele geçirmiş ve bunaltmıştı.
Bilgisayarı kapattı ve mutfağa gitti.

Önce bir bardak su içti. Ardından yiyecek bir şeyler bulmak için buzdolabına bakındı.
İlgisini çeken bir şey bulamadı ve buzluğu açtı.

Jong Hyun un çıkardığı gürültüden rahatsız olan Yong Hwa ne olduğunu kontrol etmek için mutfağa gelmişti.

"Hey, ne oluyor sana ? Dolap kapaklarını bu kadar şiddetli açıp kapatmak iyi değil."

Jong Hyun Yong Hwa ya döndü. Ardından parmakları ile saçını dağıttı. Yong Hwa ya bir şey söylemek istiyor gibiydi ama emin de olamıyordu sanki.

Jong Hyun konuşmayınca Yong Hwa soru sormaya karar verdi.
"Bir sorun varsa bana anlatabileceğini biliyorsun değil mi ?"

Jong Hyun kafası ile onayladı. Etrafına bakındı ve mutfak tezgahına oturdu.
"Hyeong... sanırım ben... aşık oldum."

Yong Hwa önce ciddi olup olmadığını anlamak için Jong Hyun un gözlerine baktı. Ciddi olduğunu anladığında da onu neşelendirmek için alaycı bir ifade takındı.
"Kime ? Bana mı?"

Jong Hyun kahkaha attı ve oyuna dahil oldu.
"Evet, hemde deliler gibi..."

Yong Hwa ve Jong Hyun kendi aralarında şakalaşırken su almak için mutfağa gelen Jung Shin'in öksürüğünü duydular.
"Ben hiç birşey görmedim. Siz devam edin." dedi ve geri döndü.

Yong Hwa aniden Jong Hyun a baktı.
"Yakala şunu !"

Jong Hyun tezgahtan indi ve Jung Shin in peşinden koştu.
"Gel buraya! Bu hiç komik değildi!"

Jung Shin güldü.
"Evet öyleydi. Tercihlerinize saygım var. Endişelenmeyin."

Jong Hyun Jung Shin i yere devirip üstüne oturduğunda Yong Hwa da yanlarına geldi.
"Yakaladın mı onu ?"

"Yakaladım hyeong."

Yong Hwa Jung Shin in yanına çöktü.
"Hyeongların ile böyle alay etmemelisin."

Ezilmek üzere olan Jong Shin bağırdı.
"Tamam, hatalıydım! Kalk üstümden!"

Gürültü Min Hyuk u da salona getirmişti.
"Ne oluyor burada?"

Yong Hwa Min Hyuka döndü ve sırıttı.
"Maknae dövüyoruz. Yardım etmek ister misin ?"

"Yine ne oldu ?"

Jong Hyun un altında can vermek üzere olan Jung Shin zorlukla konuştu.
"Jong Hyun hyeong Yong Hwa hyeong a aşkını itiraf ediyordu.."

"Hey! Ortada itiraf falan yoktu."

"Öyleyse kime aşıksın ?"

Jong Hyun un yüzü düştü. Biraz utanmıştı.
"Ben... şey... Bu seni ilgilendirmez!!"

"Yıldız. Yıldıza aşık." Yong Hwa sır saklamak istememişti.

Jung Shin önce Yong Hwa ya ardından Jong Hyun a baktı.
"Ciddi misin ?"

"Evet, kesin olmasa da sanırım ben Yıldıza aşığım."

27 Temmuz 2014 Pazar

İğrenç Bir Çin Geleneği

İşte Size iğrenç bir Çin geleneği. Foot binding (Ayak bağlama). Aynı zamanda Lotus ayak diye de biliniyormuş.

Geçenlerde çinle ilgili, bu konu ile tamamen alakasız bir şeyler araştırırken bir resme denk geldim ve ne olduğunu anlayayım derken sizin için biraz bilgi edinip paylaşmaya karar verdim.


Bu ayak bağlama olayı Genç kızların ayaklarını büyümesini önlemek için ayaklarının sıkıca bağlandığı acı verici bir görenekmiş.
Başlarda sadece belirli seviyedeki insanlar yaparken zamanla aşşağı seviyelere kadar düşmüş bu gelenek.

Varlıklı ailelerden gelip te çalışmak zorunda olmayan bayanlar yaparmış. Bir süre sonra da Çinde güzellik sembolü olarak kabul edilmiş. (İğ   renç !)

1664 te Mançu hanedanlığının ikinci imparatoru Kangxi bunu yasaklamaya çalışmış ama başarısız olmuş.
19.yüzyılda hükumet değişmesine rağmen gelenek . Değişen sosyal şartlar ve anti-ayakbağlama kapmanyaları sonucu anca 20.yüzyılın başlarında ölmeye başlamış.
Bu yüzden çoğu çocuk hayat boyu engelli kaldı ve hala bazı yaşlı kadınların ayakları öyleymiş.


Ayak bağlamanın tarihi ile ilgili bir çok teori varmış.
Bunlardan biri de;  Shang Hanedanı döneminde, Çarpık ayaklı (Bir hastalık) olduğunu söyleyen cariye Daji imparatordan ayak bağlamayı bütün kızlar için zorunlu hale getirmesini istemiş. Böylece kendi ayakları zarif güzellik olarak sayılacakmış. (Bak sen şuna. Hep zaten kadınlar yönetiyor bu imparatorları)
Daha başka hikayeler de var ama hepsini çevirmeye ne vaktim ne de sizin ilginizi çekeceğine inancım var.
Kısaca anlatmaya devam edeyim. İşin iğrenç kısmı fotoğraflar. Ayakları bağlayıp bu hale getiriyorlarmış.

Bu da Röntgeni



Bu da ayakkabı


(Kaynak ingilizce vikipedia)

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Buradan Senarist ve Yapımcılara Sesleniyorum..

'Lütfen asya dizilerinin peşimi bırakın !'
Biliyorsunuz Türkiyede televizyonculuk 'bir şeyden bıkana kadar onun tekrarını yap' ten ibarettir. Örneğin bir komedi programı çıkar, tuttu mu ? Hemen taklitlerini yaparlar.
Bir dönem dizisi tuttuysa yandık. Artık her kanalda bilmem kaç yıl önceki olayları anlatan romanlardan uyarlama diziler yapılır.
Muhteşem yüzyıl çıktığı zaman da kaç osmanlı dizisi gördüm.

Şimdi mi ? Sıra asya dizilerini sömürmekte. Romanlar ve tarih bitince elde kalanlarla devam !

Hepiniz duymuşsunuzdur 'İ'm sorry i love you nun Türk versiyonu çekildi. Dizi iğrenç'

Sonra ? Sonra sıra Boys over flowers a geldi. (Aslında Hana yori dango)
Yolda görsem dönüp tekrar bakmayacağım tipi tuttular ünlü yaptılar, Dergilerde posterleri var sürekli. (Ah Min Ho fanı değilim ama bu o çocuğa hakarettir ya. Ülkemin salakları adına senden özür dilerim Min Ho -_-)

Bunları sindirmeye çalışırken Kiraz mevsimi diye bir başlık gördüm Yeppudaa da. Tamamen masum duygular la konuyu açıp nefret ve hakaretlerle kapattım. A gentleman's dignity nin Türk versiyonuymuş.. Siz benim CN imin iki üyesinin  oynadığı bir diziyi böyle katletmeye utanmıyor musunuz ?! Ah şöyle bir baktım da içim kan ağladı. Ne bilebilirdim ki Youtube ta video izlerken sürekli karşıma Çıkıp sinirimi bozan kızın aslında o dizi oyuncusu olduğunu.
Oyuncuları gerçekten kötü.

Neyse efendim bu bir şekilde iyi bir şeye vasile oldu da çok kızmadım. Ama bardağı taşıran son damla da geldi artık.

Günahkar diye bir dizi başlayacakmış. Nice Guy ın türk versiyonu imiş.  Adında meymenet yok ki dizinin. Sorumlular diğer dizi katledenler yine. Aynı tas aynı hamam kısaca.

Biri akıl versin bu senaristlere diyorum. Gerçekten kafanız yok mu sizin ? Hayır beceremiyorsanız bırakın mesleği. Burada görüyorum genç ve yetenekli yazarlar var.

Kafanızı çalıştırın ve biraz internette gezinin. Ne fanfictionlar var. Bazıları ünlü ismini kullansa da sıradan karakterleri içeriyor. Bunları kullansanıza ! Yazar ile iletişime geçin ve biraz para ödiyerek satın alın hikayesini. Örneğin daha ilk bölümlerini okumuş olsam da hyunbinaşkı nın hikaye konusu dizi için müsait. Klasik bir konu ama bunlardan iyidir.
Kore dizilerini aratmayan ne hikayeler var. Bunları satın alsanıza !! Hiç değilse nefret edeniniz olmaz. Ve kim bilir bende eskisi gibi Türk dizileri izleyebilirim artık.

Japonyadan Gelen Eşyalar

Ne yazaıkki bir süredir bloga girdiğim yok. Ama bunu telafi etmek için yemedim içimedim sizin için taa taksimlere kadar gittim. (he ramazan diye yemedik içmedik ne yani)
(Bu 100. paylaşımımdır ^^)

Zamanında taksimin ara sokaklarında denk geldiğim ufak bir dükkan vardı.orayı hayranlıkla gezdim alışveriş yatptım ve tek fotoğraf dahi çekmeden çıktım. Sonra dedim 'Ben bunu bloga ekelerim ya' Ve o zamandan beri aylardır oraya tekrar gitmek için fırsat kolluyordum. (Bir kez gittim ama dükkanın yerini kaybetmiştim [dalgın yazar])

Dükkan dükkan diyorum da ne dükkanı değil mi ? Japonyadan gelen eşyaların satıldığı bir dükkan !
Gerçekten çok güzel şeyler vardı ilk gittiğimde. Ben bir çift çıbık aldıydım (10 tl)
İkinci gidişimde ne yazıkki eskisi kadar çeşit yoktu. Ama yenilerinin geleceğini söyledi adam.

Fotoğraflar

Bu dükkanın dışı. Çekerken yaptığım iki hata ise tümden dışını çekmek yerine vitrinleri tek tek çekmek ve yansımayı göz önünde bulundurmamak (Boşuna aramayın, beni bulamazsınız. Yansımada çıkmamak için ne kadar uğraştım.)


Çantalar, kimonolar ve cüzdanlar. (İlk gittiğimde kimonoların yanında ki yer ve cüzdanların olduğu yer anime şeyleri ile doluydu -_-) Şimdi daha çok çantaya ağırlık vermişler.


Bunlarda japon terlikleri. Uzun bir internet araştırmasından sonra isimlerinin 'zori' olduğunu öğrendim.


Bunlar da çeşitli anime figürleri. Komşum Totoro'dan Spirited Away e, Ponyo on the Cliff (Küçük Denizkızı Ponyo) dan Howl's moving castle (yürüyen şato) kadar çok tanınmış animelerin figürleri.


Birde böyle ıvır zıvır hiç ilgimi çekmeyen tuhaf örme takılar da satıyorlar.


Son olarak bunların ne olduğunu tamin edebiliyor musunuz ? Evet! Mangalar ! Hemde..... Japonca !! \(*-*)/


Bu da benim aldığım Bleach li kalem (10 tl) bunun gibi daha çok ıvır zıvır var. Telefon süsleri de vardı da 15 tl deyince vazgeçtim.


Dükkana nasıl gideceğiniz konusuna gelirsek..  Otobüsten galatasaray durağında inip oradan istiklal caddesine gitmeden hemen önceki ara sokaklar...

Tamam daha açık bir adren için Japan-fans tan buldum adresi. Oraya yazdıklarını daha önce tamin etmeliydim
Asmali Mescit Mah. Mesrytiyet Cad. 31/A Beyoglu istanbul Turkey

7 Temmuz 2014 Pazartesi

CN Blue da İlluminatiye Dahil mi ?

Elbette. Bunu tek tek sormaya gerek yok. Tüm müzik sektörü (en azından amerika ve koredeki) buna dahil. Bazılarında daha çok bazılarında daha az var illuminati ile ilgili semboller ama sonuç olarak var. En çok ta SM de

FNC de daha çaktırmadan yapıyorlar. Az az.
Buna öğrenk te CNBLUE. Duyan şaşırıyor.

Şaşırmaya yada onlardan nefret etmeye gerek yok. Boicelar olarak bunu biliyoruz ve onları buna rağmen seviyoruz.

Bir iki örnek isterseniz..
Fotoğraf çekimlerinden tek gözler:



One Time konser videosundaki mason yıldızı kolye:


Burada üçgenli bir t-shirt ümüz var:

İ'm sorry klibinden Yong Hwa nın şeytanlı gitar kayışı:

Daha yakından bir fotoğraf:

Ve aynısını 'where you are' şarkısını söylerken de takmış:

Son olarak ta 'Love' klibinden sürekli yaptığı karaografiye dakil olan hareket. Bunun bir üçgen olduğu açık değil mş ? Hemde hemen gözünün yanında:


Şimdilik elimdekiler bu kadar. Çok vakit ayıramadan buna. Bu yüzden az. Ama daha bulunca ikinci bir konu açabilirim belki.

Şimdi ben size dikkatimi çeken resimleri sizle paylaştım. Bunlar kesin kanıt mıdır ? Hayır. Ona bakılırsa benim de gözümün üstünde v işareti yaptığım resimler falan var. Ama sonuç olarak illuminati, veya benim teorimle İsrail.. sonuçta birilerinden onay alamadan bu tarz şeylerde yükselemediğin gerçeğine ben inanıyorum.

28 Haziran 2014 Cumartesi

Starry Night Chibileri

Tatilde bol bol yazı yazar, hikayeleri düzene sokar bol bol yeni konu eklerim bloga diyordum. Ama ne yazık ki bir süredir doğru düzgün bir şey yazamıyorum. Bunun için takipçilerimden özür dilerim.

Tüm kış boyunca evde oturup beynimi ve hayal gücümü kullanırken yazın daha az beyin gerektiren hobiler edindim. Belki de bundan dolayı oturup doğru düzgün yazamıyorum. 

Yine de en azından çizim yapıyorum. Yeni kalemlerim var. İşte Starry Night ın yeni çimleri ve renklendirmeleri...
Farkındayım çok yetenekli değilim ama kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Bölüm 5: 
Mika Yıldız ve Jong Hyun u yemek yerken(Aslında tartışırken) görür.

 Bölüm 24:
Yılızı kolundan sürükleyen Jong Hyun zaten Yıldızın incinmiş ayağının daha kötü olmasına sebep olduğu için onu taşır.

Bölğm 5:
Jong Hyun Yıldızın şifresni çözmeye çalışır.

Bölüm 25: 
Yıldız Metenin seslenmelerine karşın uyanmamaya direnir