Translate

26 Mart 2014 Çarşamba

G-Dragon Coup D'etat (NailArt)

NailArt a başladım \(^-^)/
Ve sizin için yapabildiğim kadar K-pop NailArt yapıp eklemeyi düşünüyorum.
Tabi ki kendi tasarımı yapacağım. Şimdilik yeniyim. Bu yüzden güzel şeyler yapamıyorum ama kendimi geliştireceğim inşaallah.
İlk ekleyeceğim fotoğraf G Dragon ın Coup D'etat klibinden.

Bu (dandik) tasarımım

Ve bu da klip

24 Mart 2014 Pazartesi

Bu Ay Takıldığım 5 Şarkı/Klip (Mart 2014)

İşte size bir seri daha.
Hani olur ya yeni bir şarkı dinlersiniz de dilinize takılıp durur. Şarkı dinlerken hep ondan başlarsınız. Yada eskiden çok dinlediğiniz ama sonra bıraktığınız bir şarkı yeniden hortlar. Bende her ay benim için hortlayan, dilime takılan, sürekli dinlediğim 5 şarkıyı ve sevme sebebimi anlatacağım bir seri yaptım. (Böylelikle bu sefer ne yazsam derdinden de kurtuldum)
Aman ne güzel. Hadi biraz daha vebal alalım.

1

AlphaBAT - 딴따라

Bu şarkının melodisi çok hoşuma gitti.( Tabi deri kıyafetler tuhaftı. Ama yinede kötü değil) Kareografi de hoştu. Birde nakaratı. 'tantara hacımmara darahera larıllara' (Evet sadece okunuş)
Şarkının türkçesini bulmadım. İngilizce vardı da ne zaman açsam kafam şarkıya gidiyor alt yazıyı kaçırıyorum.
Eğer ben kendime boş zaman bulana kadar çevirmezlerse ben sizin için çevirebilirim belki.

2

B.T.S - Boy In Luv(상남자)

Bu şarkı da çok hoş. Sözleri ve anlamı hoşuma gitti. 'kkwak jaba nal deopchigi jeone Nae mami neol nochigi jeone'
Hereketler/Dans çok hoş. Konusu biraz fazla liseli olsa da kabul edilebilir. O kadar çok dinledim ki bunu basit kısımları (Hızlı olmayan yerler) baya baya ezberlemişim.

3

ToppDogg - Arario (아라리오)

Tuhaf bir klip daha. Yeni guruplar ve sevimliler. Toplam 13 kişiler.
Daha hiç bir üyeyi tanımıyorum. Ve seçim yapabilmiş değilim. Ama  gözüme takılanlar var.
Klipte hoş olan şey eski bir kore müzik aleti olan gayageum u da kullanmaları. Heartstrings i hatırlatıyor.

4

GOT7 - Girls Girls Girls

Hoş bir şarkı daha. İnsanın diline takılıyor. 'Girls girls girls They love me'
Bu da yeni guruplardan. Üyeler içinde Tayvanlılar ve benden küçüklerde var. (Bu yaşlanmış hissettirdi)
Klip çok başarılı değil. Neyi anlatıyor şimdi ?? Sonunda bir şeyler olmalıydı.
Ama onun dışında iyi. Başlardaki motorlu kaykay benzeri şeyi çok sevdim. (Bende istiyorum T-T)
Kareografı de hoş. İnsan ister istemez nakarat sırasındaki hareketi yapıyor.
Şarkının sözlere gelecek olursak. 'Çok fazla kendini beğenmişler. Bu öz güven nereden geliyor ??'
Böyle düşünüyordum. Sonra baktım JYP denlermiş. 'Pekala şimdi anladım'
O şirket nedense öyle...

5

ToppDogg - Follow me (말로해)

Ve yine topp dogg
Bunun klibi gerçekten iyi. Çekilen ortam falan. Gençler ya serseri takılıyorlar. (Hepsi benden büyük)

22 Mart 2014 Cumartesi

Starry Night (Bölüm 16 - Mete'den Gelen Mesajlar)

"Ne?!" Jong Hyun şaşkındı. Yıldız ona mesaj attıysa hemen okumalıydı.
Bir hamle daha yaptı telefonunu geri alabilmek için. Sonuç yine başarısızlık oldu.

Yong Hwa onun bu halini fazlasıyla komik bulmuş gülüyordu.
"Sakin ol. Sadece şaka yaptım. Mesaj Min Hyuk tan."

Jong Hyun hayal kırıklığına uğradı. Bir yandan da rezil olduğu için üzülüyor ve neden böyle şeyler yaptığını düşünüyordu. Havalı görünmeye çalıştı.
"Ihım biliyordum zaten."

Yong Hwa kahkaha attı.
"Mesajı okumadan mı ? Okuduysan ne yazdığını da biliyorsundur."

'Hyung, neden beni zor durumda bırakıyorsun ?' Şansını denedi ve aklına gelen ilk şeyi söyledi.
"Çekim bitti mi diye soruyordu."

Yong Hwa bütün dişlerinin görünmesini sağlayan o gülümsemesi ile Jong Hyun un çaresizce karizmasını kurtarma çabasını izliyordu.
"Tutmadı. Bu akşamki 6. yıl kutlamasının karaoke barda olacağını söylemiş."

"Cidden mi ?" Jong Hyun az önce olanları ve Yıldızı unutmuştu birden. "Bu başkanın fikri miymiş?"

 "Başka kim olabilir ki ?"

"Neyse iyi yönden bakalım. Rahat rahat bir şeyler içebileceğiz."

Yong Hwa onunla aynı fikirde değildi. Başkanın yanında rahat içebileceklerini sanmıyordu. Ama Jong Hyun başkanı tamamen hesaptan çıkarıp hayallere dalmıştı.
Bara gidip biraz içmek son zamanlarda olan olayları unutturabilirdi. Hatta Yıldızı bile.

***

 Yıldız zil sesi ile yataktan fırladı. 'Uyuya mı kaldım ? Sabah mı olmuş ? Saat kaç ?'

Duvardaki saate baktı. Hala uyuyordu. Bu yüzden saati anlamakta güçlük çekti. 'Bu saatten nefret ediyorum. Çubukları çok ince. Yeni bir saat almalıyım.' 
Gözlerini kapatıp tekrar açtı.
"Olamaz! 12 mi ? Alarm çalmadı mı ?"
Telefonuna uzandı. Tam o sırada kapı tekrar çalınca alarmı kontrol etmenin gereksiz olduğunu düşünüp kapıya baktı.

Kapı açılır açılmaz Mika içeri dalmıştı. "Ah uyuyor muydun ?"

"Evet, sen uyandırana kadar... O elindekiler ne ?"

Mika kontrol eder gibi elindeki poşetlere baktı.
"Bunlar...senin için."

Poşetleri Yıldıza uzattı.
"Ciddi olamazsın. Bana döner mi aldın ?"

"Dünkü yenilgimin rövanşı bu. Bozulan moralini düzeltmeliydim. Bunları alabilmek için ne kadar yürüdüm haberin var mı?"

"Birde yürüyerek mi gittin ?"

"Evet, böylelikle daha çok duygu sömürüsü yapabilirdim. Hem fazladan para harcamaya da gerek yoktu."

Yıldız poşetleri açıp içlerine baktı.
"Vay! Ayran da mı aldın ?"

"Evet, ayran! Adını unutmuştum. Orada 'Beyaz içecek var mı?' deyince çok güldüler."

"Zavallı Mika... Neyse kahvaltıda döner yemeyeli uzun zaman olmuştu. Sen gerçekten iyi bir arkadaşsın." Mika gülümsedi ve saçlarını savurdu.

"Bana bilmediğim bir şey söyle."

Yıldız da gülümsedi
"Küçücük bir iltifatla bile gaza geliyorsun mesela."

Mika yıkılmıştı.
"Maalesef bunu da biliyorum... Neyse ben çok açım. Hadi şunları yiyelim."

Yıldız poşetleri yere bırakıp dağınık çizim masasının üstündekileri yatağına koydu.
"Mika sen poşetleri aç. Ben yüzümü yıkayıp geliyorum."

"Tabi. Yine bütün işi bana yıkmak için bir bahane buldun."


Yıldız yüzünü iyice yıkadı ve ayranların dahi açılmış olduğu hazır masanın başına geçti.
"Hmm.. Soğuk olmalarına rağmen lezzetli görünüyorlar."

"Yolum biraz uzundu. Bu arada unutmadan 'Bir şey değil'."

"Ups! Bende bir şey unuttum diyordum. Çok teşekkürler. Sırf benim için oralara kadar yürüdüğün ve ayranı da atlamadığın için."

Mikanın ses tonu yine değişti. Gerçekten iltifatlara kayıtsız kalamıyordu.
"Sadece senin için değil kendime de aldım. Ayrıca oradaki insanlar da çok eğlenceliydi. Dönerleri türk arkadaşıma aldığımı söyleyince ayran bedavaya geldi. Ya ondan yada oradaki çocuk benim çekiciliğime kapıldı. Büyük ihtimal ikincisi." Mika cümlesi bitince gözlerini kırpıştırdı.

"Benim oyu ilk teoriye."

"Hey! Bu kadar acımasız olma.Bedava bir şeyler alabilecek kadar güzel değil miyim yani ?"

"Öyle demedim de ilk seçenek daha gerçekçiydi."

Mika yapmacık bir ifade ile saçlarını savurdu.
"Boşversene. Zaten sorun değil.  Sende bedava içecek alamazdın."

Yıldız kafasını kaşıyıp suçlu ve sevimli bir ifade ile Mikaya baktı.
"Şey.. aslında daha önce defalarca bedava içecek almıştım."

"Hah! Sorun bende mi yani?"

Mikanın yüzünün ciddileştiğini gören Yıldız üzüldü.
"Hayır, öyle demek istemedim. Bak..."

Mika kahkaha attı.
"Nasıl da hemen yüzü düşüyor. Ciddi değildim. Sen güzel bir kızsın. Bu gayet doğal."

Yıldız Mikanın omuzuna hafif bir yumruk attı.
"Beni böyle korkutma bir daha."

Mika yine yapmacık bir tavır takındı.
"Ne o? Benim gibi mükemmel bir arkadaşı kaybetmekten bu kadar çok mu korkuyorsun ?"

"Seni kaybedersem kim o kadar uzun yok gidip bana yiyecek bir şeyler alacak?"

"Çok kötüsün!!" Mika trip atmak için kafasını diğer yöne çevirince bildirim ışığı yanan telefonu fark etti.
"Sanırım sana mesaj gelmiş. Bakıyorum."

"Tamam, Kimden ?"

Mika telefonu aldı ve şifreyi girdi. '0852' Kilit açıkmıştı.
"Cidden mi Yıldız ? Hala aynı şifre mi ?"

"Değiştirecek vaktim mi oldu ? Neyse önemli değil şimdilik. Mesaj kimden ?"

"Mesajlar" diye düzeltti Mika. "Meteden ve yedi taneler. Ayrııa cevapsız çağrılarda var."
Telefonu Yıldıza uzattı.

Yıldız mesajları okudu ve meraklı arkadaşı için çevirmeye başladı.
" 'Yıldız hadi konuşalım.' , 'Bana hala kızgın değilsin dimi ?' Ah birde resim var." Metenin yavru bir köpekle çekildiği asık suratlı fotoğrafı Mikaya gösterdi.

"Gerçekten yakışıklıymış. Ve sevimli." Mika yine hayal alemine dalmıştı.

Yıldız çeviriye devam etti.
" 'Sana kahve ısmarlayayım mı ?' Ve bir fotoğraf daha."  Bu seferki fotoğrafta Mete köpeğe korkutucu bir şekilde bakıyordu. Yıldız güldü.  "Altındaki yazı.. 'Bak eğer yanıt vermezsen bu köpeği korelilere veririm.' Diğer mesaj 'Son şansın. Bu sevimli şeyin akşam yemeği olmasını istemezsin değil mi ?' , 'En azından aradığımda aç.' Ve bu da sondu."

"Bu çocuk gerçekten eğlenceliymiş. Uzun süre kızgın kalabileceğin bir şey değil. Yine de red mi edeceksin ?"

"Yo. Aslında kahve teklifi ilgimi çekti."

Mika şaşırdı.
"Ciddi misin? Ona kızgınsın sanıyordum. Söyle bakalım aklından neler geçiyor yine ?"

"Ciddiyim. Büyük bir hata yapsa da çok eski arkadaşım. Sonsuza dek bağları koparacak değiliz ya. Ayrıca aklımdan geçenleri tahmin edebilirsin. 'Tek seferde kaç kahve içebilirim?' , 'Buradaki en pahalı cafe/kahve hangisi ?' , ' Mikayı yanımda götürsem daha fazla içeriz.' gibi şeyler."

Mika güldü.
"Çocuğu yabancı bir ülkede beş parasız bırakarak mı intikam alacaksın? Cidden kötüsün."

"İstersen ona sor. O da ceza olarak bunu seçerdi. Diğerleriyle kıyaslanınca..."

Mika Yıldızın neden bahsettiğini anladı. Mika Yıldızı sadece bir yıldır tanıyordu ama damarına basılınca ne kadar korkutucu olabileceğine şahit olmuştu.
Mikanın çok sık düşündüğü ama cevabından korktuğu soru belirdi yine aklında. 'Bu kızın beyninin içinde neler dönüyor?'

19 Mart 2014 Çarşamba

Seoul'de Hologram Konser

Az önce (Bunu gece üçü çeyrek geçe yazıyorum.) ArirangTv de Seoul den bahseden belgeselimsi bir şey vardı.
Barları falan gösterdi. Ve pazarları. Kısaca Seoul de güzel olan ne varsa.
Bir ara konser salonundan bahsetti. Salonda Bigbang, Psy ve 2ne1 ın hologram konserleri vardı.
(Şöyle bir göz gezdirdim. Allkpop ta Bigbang'in Fantastic baby ve Bad boy, 2NE1'ın I'm the best ve Fire, Psy'ın da Gangnam styl ve Gentleman şarkılları olduğunu yazmışlar)
Çıkanlar 'Düşündüğümden daha gerçekçiydi' gibi şeyler söylediler. Hatta biri konser sırasında ağlıyordu.
Tam anlamıyla kıskançlıktan geberdim.
Fotoğraf ta eklemek isterdim ama o an ekran yakalamak aklıma gelmedi. Ve internetten resim çalmak ta istemedim. (Hologram concert in seoul yazın resimleri çıkar)
Program bitti ve benim aklımda üç şey vardı. 'Bende istiyoruuuuum!! T-T' , 'Koreliler yapıyor hep böyle güzel şeyleri' ve 'Bunu bloga yazmalıyım.'
Ben burayı da ekliyorum 'Koreye gidince gideceğim yerler' listeme. (Yok öyle bir şey)

Şimdi biraz hayal kuralım.
Düşünsenize burada öyle bir yer açılsa, k-pop idolleri olsa, sık sık gidebilsek...
Ah ne saçmalıyorum ben. Burada öyle salon açsalar Tarkan falan çıkar. Yada Bieber ve şu ingiliz çocuklar.

Zaten hologram. Canlısı gibi olmaz. Bilgisayar bize yeter... (Kendini avutuyor)

17 Mart 2014 Pazartesi

K.will - Please Don't (이러지마 제발)

İşte size yeni bir seri. Hep ağlatan klipler mi olacak ? Bunlarda sizi şaşırtacak, gülümsetecek klipler.
Serinin ilk klibi, dinlemekten ziyade izlemeye bayıldığım Plase Don't ile açılışı yapıyorum.

Baş rollerde Seo İn-Guk ve You came from stars dizisinden tanıdığımız Ahn Jae-Hyun var. (Kızı tanımıyorum)
Klasik bir hikaye.
Birbirini tanıyan üç insan. İkisi aynı kişiye aşık. Zavallı Seo İn-Guk aşkını itiraf edemez. Kıza kötü davranır falan. Çünkü zaten Ahn-Jae-Hyun ve kız birbirleriyle yakındır. 
Bir gün zavallı ana karakterimiz arkadaşı ve aşkının evleneceğini öğrenir.
Olayı onlara çaktırmaz ama yıkılır. (Bu çocuğa ağlamak yakışıyor)

Derken zaman geçer. Düğün tarihi gelir. Seo İn-Guk yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip düğüne gider.
Hatta kıza gelinliğin yakıştığını falan söyler.
Ara ara gece eve dönüş sahneleri çıkar. Seo İn-Guk araba sinir krizi geçiriyordur.
Düğün biter ve üstteki fotoğrafı çektirirler.
Seo İn-Guk araba elinde o fotoğrafla durur. Sonra resmi sadece kız ve kendi kol kola girmiş gibi görünecek şekilde yırtar.


Klibi izlediniz değil mi ? (İzlemediyseniz devamını okumayın)

Önce şu şoku bir atlatın ve tekrar izleyin klibi.

İkinci izleyişte daha farklı oldu değil mi ? Hatta belki Jae-Hyun un İn-Guk u kolundan tutup götürdüğü sahnede sizde benim gibi 'Hareketlere bak. Allahım yarabbim ya' demişsinizdir.
K.will i ve bu klibi bu yüzden seviyorum. Beklenmedik saçma sapan klipler yapıyor.
Oynattığı oyuncular da hep çok iyi oluyor maaşallah.
Neyse fazla uzattım. Siz en iyisi klibi tekrar izleyin

13 Mart 2014 Perşembe

Yeni Bir Ramen Markası Buldum

İşte size Nudo !
Daha önce bulduğum bütün ramenleri denedim. Nongshim ilk ramenimdi. Sordum ve satanlar domuz eti yok dedi. 'Domuz eti yok' un 'helal' olmadığını biraz geç fark ettim :/
Neyse sonra Türk yapımı çin orjini (bu da tam olarak ne anlama geliyorsa) Kungfu bardak ramen almaya başladım. Tadı.... yeteri kadar iyi değildi. 
Sonunda Indomie markasını keşfettim. Bardak ramen için Forum istanbula gitmem gerekiyordu ama tencere için olanı her yerde bulmak mümkündü. Tadı Nongshim gibi olmasa da iyiydi.
Bir süre sonra bardaktakileri bulmak zorlaştı.
Derken bir gün bir makette bununla karşılaştım. Türkçe, Endonezya orjini ve tüm mezhepler için helal sertifikalı. 
Hemen bir tane aldım tadına bakmak için. Satan ajushi ben sormadan 'Bu helal sertifikalı. Güvenle yiyebilirsiniz.' dedi. (Kim bilir daha önce kaç kere soruldu da bıktı artık :D)
Körilisinin tadına baktım. Gerçen güzel. Ayrıca bardakta ve sadece noodle olarak ta buldum. 
Olur da bir yerde görürseniz türkçe diye aşşağılamayın. Ülkerin makarneks i ile alakası yok.
Ve evet onu da denedim. Domestes çorbasının içine makarna düşürmüşler gibi tadı var.

12 Mart 2014 Çarşamba

Artık Yeppudaayı Sevdiğimden Emin Değilim

Biliyorsunuz. Yeppudaa'nın sloganı 'Yeppudaayı seviyorum.'. Benim artık sinirlerimi bozmaya başladı. (Kızgınım anlamında demiyorum. Gerçekten olur ya sinirleriniz bozulur, eliniz ayağınız falan titrer. O derece yani.)
İlk kaydolduğum zamanlar gerçekten kaliteli bir site idi. Ama sonra reklam almaya başladı. Elbet her site relam alıyor ama bunun içinde 18 yaş üstü siteler için reklamlar falan vardı. Yöneticiye söyleyince de o tarz sitelere girmek ile suçlandım. Hadi bilgisayarı kullanan çok. Yanlışlıkla bile girilme ihtimali var. Ama tablette yok ve aynı reklamlar çıkıyordu. Neyse bunu görmezden geldim. Ne de olsa kaliteli bir site. Bu kadar şeye katlanır, reklamlara tıklamamak için çaba sarfederim dedim.
Şükür o reklamlar kaltı.
Ardından yanda çıkan bir kumar sitesi reklamı geldi. Çok genel bir reklam. Tablette bana biraz sorun çıkartsa da hiç sorun etmedim.
Sonra şu fal sitesi reklamı çıktı. Telefonuma ve tabletime birşeyler indirmeye çalıştı. Biliyorsunuzdur bu yüzden bir iki hafta siteye giremedim ve hala da mobilden giremiyorum.
Buna da katlanmayı kabullendim. Eskisi kadar sık giremeyeceğim ama olsun dedim.
Az önce de bir sebepten dolayı biraz canım sıkıldı ve moralimi düzeltmek için aklıma gelen ilk şey Yeppudaa oldu.
Ne yazık kı yeni reklamı ile karşılaştım. Popup (Böylemi deniyor tam emin değilim. Hani şu sen siteyi açınca arkadan açılan gizli site) almışlar.
Nasıl panikle kapadım anlatamam. Kim bilir ne tarz bir site açtı.
Zaten duygusal bir anın üzerine iyi geldi. Ah sadece orada bağlantım olan insanlar var...
Düşünüyorum da şu aylarca girmeme kararını ısrar üzere bozmak bir hata mıydı?
Şimdilik biraz daha uğramama kararı aldım. Ve bu sefer arkasında durmalıyım.
Hikayem için üzülüyorum. Biri benim yerime oraya yazıp etiket yapabilse ne güzel olurdu diye düşünüyorum. Ama bu mümkün değil tabi.
Takip etmek isteyenler için her cuma burada yeni bölüm eklemeyi ve Wattpad (orada da adım -dizikolik-) de güncel bölümlere gelene kadar sık sık eskileri paylaşmayı düşünüyorum. (Ah oysaki ben cumartesi yapacağım etiket için hoş bir özür konuşması bile ayarlamıştım :'( )
Zalımsınız reklamlardaki virüsler...