Hep diziler, asya ve kendi hakkımda mı yazacağım.. bu sefer de beni çok rahatsız eden bir konu hakkında yazmak istiyorum.. IRKÇILIK!!
Malumunuz komşu ülkedeki savaş nedeniyle bir süre önce sınırlar açıldı ve savaştan kaçan insanları ülkemize aldık.
Ama daha ilk zamanlardan beri bunun hakkında çok fazla sorun oldu.
Haberlerde 'Suriyeliler suları zehirliyor' diye mahalleyi ayağa kaldıran insanları gördüm..
Emlakçılar onlardan şikayetçi, işçiler onlardan şikayetçi..
Ben ? Bende bayılmıyorum birden türkçe bilmeyen insanların sayılarındaki bu artışa.. Ama hiç değilse ben ırkçı değilim.
İnsanlar televizyonda 'Suriyeliler üçte bir maaşla çalışıyor diye bize iş kalmadı' diye yakınıyor... Kaçı düşünüyor ülkesinden ayrıldıktan sonra kendi ve ailesnin karnını doyurabilme umudu ile aynı işi yapıp ta hakettiğinden az paraya razı olan o 'insanları'
Daha bir iki gün öncesinde gördüm.. Bir kaç kocakarı suriyeli çocuklara sövüyordu. Neymiş kimden doğdukları kimin çocukları oldukları belli değilmiş. Arada küfürler de vardı. İstanbulun görüntüsünü bozuyorlarmış.
Peki kaçı biliyor başka ülkere sığınmaya çalışıp ta 100/200 dolara satılan genç kızları ? Düşünemiyorum.. Bir iki yılda bir değiştirdiğim elimdeki cep telefonunun fiyatına 10/20 kız.. tüm hayatları boyunca sex kölesi oluyor...
Oysa seçimlerden önce bazı liderler vaad olarak onları geri yollamaktan bahsediyordu...
Size söylemek istediğim tek bir şey var.. EMPATİ
Ben türklüğümle gurur duyan bir insanım.. Öyle orta doğuya kıl olup ta avrupa özentisi olanlardan değilim. Asyaya sempati duyduğum doğru ki bunun sebebi de bize benzemeleri.. Batının aksine..
Ama ben her şeyden önce bir insanım. Ve sırf milleti yüzünden kimseye 'keşke buraya gelmeseler de savaşın ortasında kalsalar' demem.
Az önce de dediğim gibi.. Bende bayılmıyorum.. Ama unutmayın onlar da bayılmıyor. İkinci sınıf muamele görmeyi kim ister ki ?
Neden birden ilham geldi de yazdın, bunca zamana kadar niye yazmadın diyenler olursa da.. Az önce bu kısa filmi izledim.. belki farklı zamanda, farklı bir şey için çekilmiş.. Ama sonuç aynı..
O fotoğrafçı kadın gibi mi olmak istiyorsunuz ? 'İstanbulun görüntüsünü bozan' çocukların savaşta ölmesine göz mü yummak istiyorsunuz ??
Sabahın altısında büyük bir öfke ile yazıyorum bu yazıyı..
Öylesine vakit geçirmek için okuduğum kpop haberleri, yani kısaca netizenler yüzünden kızgınım başlıktan da anlayacağız gibi.
Öncelikle; Netizen nedir ?
Kore'nin artığı!
Şaka bir yana netizen, İngilizce internet ve citizen (vatandaş) kelimelerinden türetilmiş, yani internet vatandaşıdır. Kısaca boş insan.
Korenin arama motoru Naver a yorum yapan koreli netizenler ise bu hayatta sadece isminin geçmesiyle beni sinirlendirmeyi başarabilen bir tür.
Kore ile ilgili haberleri, özellikle magazin haberlerini takip ediyorsanız, yaptıkları olumsuz yorumları görmüşsünüzdür.
Pusuya yatmış nefret kusmak için bekleyen yaratıklar bunlar ve bir ünlünün hayatını klavye başından karartabilirler. (Ki eminim normal hayatta saygı duyulmayan, beş para etmeyen insanlar bunlar [Şimdi genelliyorum ama siz tam olarak okların yöneldiği tipleri biliyorsunuzdur.])
Neyse asıl şu anki sebebe gelirsek.. Belki biliorsunuzdur BTS ilk defa Busic Bank te birinci oldu. Tebrik ederim ve haberlerini duyunca seviniyordum.
Ön elemelerde Bizim Maknae Jung Shin in sunumu ile BTS, EXİD adlı kız gurubuyla yarıştı ve kazandı. V'nin sevinci inanılmazdı. Hatta gurup üyeleri RUJ bile sürdüler. Evet ruj dedim.
Ufak bir dikkat 39. saniyeye. V dudak haraketleri ile bir şarkı söylüyor içinden bağıra bağıra. Çünkü mutlu.
Bazıları nasıl başardıysa dudak hareketlerinden hangi şarkıyı söylediğini anlamış. Kendi şarkıları değil, BigBang in Loser (Kaybeden) şarkısını söylüyormuş.
Belirtmek isterim ki BTS üyeleri VIP dir. Ama buna rağmen tutup 'Bigbang ile alay ediyor.' demişler.
Birde kazanma videolarına bakın.. V nin yüzü gülmüyor, diğer üyeler bile kazanmış gibi değil. Nerede rujlu kutlama nerede birincilik konuşması...
Ağlamış ya birde T-T
Bazı yorumların ingilizce çevirisini buldum size gözüme takılan bir iki tanesini yazayım.
[+166, -34] Cidden aşırıya kaçıyor... Big Bang fanları fena kızacakㅋㅋㅋㅋ Onların (Bigbang'in) fanı bile değilim ve onlarla alay ediyormuş gibi görünüyor.
[+42, -4] Bigbang fanı olsaydım, bunun yüzünden öfkeden kudururdum
[+40, -1] Bu onlara karşı olan saygımı yitirmeme neden oluyor ㅠㅠㅠ
[+30, -0] Bütün gördüğüm, onun BigBang ile alay etmesi.
[+21, -0] Beni rahatsız hissettiriyor ve ben VIP bile değilim. VIP lerin nasıl hissettiğini hayal edemeiyorum. (Kecibeye bak kecibeye.. Ben bir v.i.p olarak çok rahat hissediyorum hatta gurur verici, mutluyken BB şarkısı söylemesi)
[+93, -1] Ben gurubun fanı değilim ve V'nin kişiliği nasıldır umurumda değil ama yalnızca kanıtlarla, VIP'ler tamamen haklı. Demek istediğim, şarkının adı 'Loser' (Kaybeden), Bu sebep Onlarla dalga geçtiğini düşünmek için yeterli(Bak bak süper zekaya.. Kanıtmış, sebepmiş.. Hay sebebine senin..)
Allah size akıl fikir versin diyeceğim olmayacak dua.. Mantıklı bir insan, kazanan gurup 'Kaybeden' adlı bir şarkı söylediğinde, şarkı sahibi gurupla mı alay ediyor der yoksa kaybeden gurupla mı alay ediyor der ?
Ya geçtim onu, o uzaylı bu kadar kötü niyetli düşünecek bir tip değil ki. Düşünmez değil düşünemez o.
Bilen bilir, az önce de söyledim; "BTS VIP dir!" Bu video bile yeterli bunu anlamak için. BigBang şarkıları ağızlarından düşmüyor çocukların.
Şöyle bir resim bile vardı
Eğer meyilin (sevdiğin ünlü) ile evlenemiyorsan, Fanboy ile evlen.
V, BTS in twitter hasabından yazmış;
"Bu şarkıları, her gün yatmadan önce dinliyorum. Her gün söylüyorum çünkü gerçekten güzel. Bu yüzden alışkanlık olmuş olmalı ve ödülü kazandığımızda, çok mutluydum ve istemsizce çıktı aigoo.. Sizi seviyorum[Big Bang], Çok havalısınız!"
Şu an V için duygulanamıyorsam, tek nedeni o üstte çevirisini yaptığım yorumları yazanları bulup, yüzlerinde küçük küçük çizikler açıp ta üzerlerine çamaşır suyu dökemediğimden öfkeli olduğumdur.
Uzun.. çok uzun bir aranın ardından sonunda bizim krallar geri döndü! Hemde iki kliple!
İtiraf edeyim klipleri izlemem rağmen inandırıcı gelmiyor..
Kpop dünyası için inanılmaz bir haber. Yani burada espirilere konu olan bir olaydan bahsediyoruz.
Bu sefer YG sözünde durdu.. Neyse
Come back iyi güzel ama klipler azıcık sinirimi bozmadı değil.. Yani ne işi var o cıbıldak kızların bizimkilerin yanında.. Ben bile bakamadım.. Ya biri T.O.P'nin düğmesini açtı ya la T^T
Yeni tarzları her zamanki gibi alışılmışın dışında. Zaten konser videolarında görmüşsünüzdür.
Seung Hyun açık kabloya basmış gibi. (Ama hala karizmatik nasıl başarıyorsa..), GD favorilerine idam ipi yapmış, Samimi Dae miz utancından gözlerini kapamış saçlarıyla.. Güneşimiz açmış belini betona yatıyor.. Canım taş çeker hasta olursun.. Zaten sakatlanmıştı da T^T
Ve Seungri.. Nasıl oluyorsa panda ilginç bir şekilde normal ve karizmatik *-*)
Şarkının sözleri ayrı bir şirin.
(Önce orjinali izleyin ki katkınız olsun)
Melodi insanın kafasına takılıyor.. Yarın bütün gün 'loser, oetoli' diye dolaşacağımdan eminim.
Bu Loser iyi hoş ta Bae Bae beni biraz yıktı..
Cinsellik fazla ön planda. Yani bizimkilere yakıştıramıyorum hala. Ben knock out taki gibi replikleri, kızlarla değil figürlerle ilgilenen üyeleri seviyorum.
Evet burada ekran başında o kliplerde oynayan tüm kızlara çok çok şeytani işkenceler düşündüm. Belki de kıskançlığım yüzünden böyleyimdir..
Sözlere gelirsek.. Çok kötü değil. Ama benim favorim Loser oldu.
İlk defa görmüştüm ve şaşırmıştım doğal olarak. (Bu arada geçenlerde yine aynı yere gittim de hala orada duruyor)
Neyse ondan sonra dört tane daha One Piece telefon kabı gördüm. Birinin fotoğrafını çekemedim ve bir iki gün sonra satılmıştı.
Diğerleri de bunlar;
Daha sonra da Çok şeker bir ayna buldum. Satın almadım ama fotoğrafını çektim sizin için.
Evet bu bir ayna
Bleach, Death Note, Fullmetal Alchemist, One Piece vs. mangası da satılıyor. ( One Piecein 19 kitap var şu sıralar 20 gelmiş olmalı ama ben bulamadım daha)
Ve eminönünde gezerken bu çok şeker kulaklıkları gördüm.
Narutolu saati gördüğümde de baya şaşırmıştım. Kakashi görünen yerde dijital rakamlar çıkıyor yandaki tuşuna basınca.
Daha sonra bir gün, hiç kulaklık alma gibi bir niyetim olmadan gezerken bununla karşılaştım *-*) dayanamadım tabi.. Aldım hemen. Siz olsanız dayanabilir miydiniz ??
Ve bu gün de Taksimde bir t-shirt çüye girip bu güzel t-shirtleri aldım. Tanesi 25 tl.. ama kaliteli kumaşları var. Ayrıca müthiş değiller mi ??
Evet İstanbulda yaşamayan sevgili otakular ve anime severler, burada anime eşyaları bulmak artık çok kolay.. Her ne kadar çoğu (sanırım hepsi) shounnen olsa da..
Şehrimi seviyorum, animeyi seviyorum.. Büyük beden aldım t-shirleri ve gururla giyip gezeceğim *-*)
"Odun! Odun! Kendini beğenmiş, Kore odunu!" Yıldız ne kadar hakaret etse de sakinleşemiyordu.
Sol elinin üstüne tekrar baktı ve 'Ağh!' diye bağırdı, ciğerlerindeki tüm hava boşalana dek. Yol boyunca ovmasına rağmen elinin üstündeki yazıdan kurtulamıştı.
"Sağduyu yoksunu odun!" Yerde duran yastık, sağlam bir tekmeyle önce duvara, ardından yere yapıştı.
"Bana ulaş deyip te..."
İkinci bir tekmeyle yastık kendini mutfak dolabında buldu.
"...ulaşabileceğim tek numara'nın kayıtlı olduğu telefona şifre koymuş!!" Ve yastık yeni bir tekmeyle başladığ yere geri döndü.
Bu böyle olmayacaktı. Yıldız evde kalmaya devam ederse, ya eşyalarından olacaktı ya da evden kovulacaktı.. Düşünemiyordu.. Daha fazla oksijene ihtiyacı vardı. Ve sonunda kendini yine Han nehri'nin kenarında buldu.
Soğuk havayı hesaba katmadığı için donmak üzere olsa da, biraz olsun sakinleşmeyi başarmıştı. Jong Hyun u öldürmeden önce ona ulaşmanın bir yolunu bulmalıydı.
İç sesine kulak vermeliydi.. İç sesi.. İç sesi ona ne söylüyordu ?
"Kyaa~ Oppam yeni bir fotoğraf paylaşmış!"
'Dur bir dakika..' Yıldız hemen yanında cırlayan liselilere döndü. Sosyal medya!
Tabi ya! Hangi çağda yaşıyordu Yıldız ? Artık telefonlar, internet için vardı.
Yıldızın sosyal medyayla ilgisi yoktu. Dolayısıyla herhangi birinde hesabı da. Ama açmak ne kadar uzun sürebilirdi ki ? Tek bir sorun vardı sadece..
Jong Hyun denen odun sosyal medya kullanıyor muydu ?
***
"Ciddi olamazsın. Bana ciddi olmadığını söyle." Tüm hikayeyi dinleyen Yong Hwa, Jong Hyun'un söylediklerine inanamadı.
"Hepsi doğru."
"O kızların, Woo Bin'in yeni evinde ne işleri vardı peki ?"
"Hiç bir fikrim yok."
Jong Hyun'un olaylara karşı kayıtsız tavrı, Yong Hwayı daha da şaşırttı. "Ve umrunda değil öyle mi ?"
"Yani.. Benim de kafama takıldı ama en kötü itimalle ne olabilir ki ?"
Ne Jong Hyun, ne de Yıldız, Dilara ve Kim Woo Bin'in dolandırılıp aynı evi satın aldıklarını biliyordu. Buna rağmen, normal insanlar gibi olayı merak etmek yerine, sadece sonucu düşünüyorlardı.
Yıldız için sonuç, bir hafta öncesine geri dönmekti. Jong Hyun için ise, Yıldızı biraz olsun peşinden koşturma şansıydı.
Her iki taraf ta bir fırtınanın kopacağını biliyordu. Yıldız fırtınayı başlatmaya hazırlanırken, Jong Hyun da hortumları kayda almak isteyen insanlar gibi, kendini güvenli bir yere sabitlemiş, ne pahasına olursa olsun kayda değer fırtına için bekliyordu.
"Yitirdi.. Sonunda aşırı yoğunluk ve kültür şokundan aklını yitirdi."
Yong Hwa ve Jong Hyun arkalarını döndüklerinde, olayı başından beri sessizce dinleyen Jung Shin i fark ettiler. Jung Shin.. Hiç akıllanmıyordu cidden.
Jong Hyun kafasını sağa sola yatırarak boynundaki kasları esnetti. "Sonra niye seni dövdüğümü soruyorlar." Kollarını ileri doğru itip parmaklarını çıtlattığında Jung Shin de yerinden fırladı.
"Hatalıydım! Hatalıydım hyeong!"
***
Mika, eve gelir gelmez üzerini değiştirmiş ve kendini yatağa atmıştı. Akşam üzeri uyuduğu için uykusu gelmiyor, boş boş yatmak onu çeşitli düşüncelere itiyordu.. Min Hyuk gibi.. Fotoğraf çekimi sırasında, onun teklifini, heyecanı yüzünden nasıl reddettiği gibi..
Min Hyuk, yeni dizisinin çekimlerini bitirir bitirmez yurda dönmüştü. Çok yorgun olduğu için, diğer üyelerin çıkardığı sesleri duymazdan gelip, yatağında kalmayı tercih etti. Ama ölecek kadar yorgun hissetmesine rağmen gözüne uyku girmiyordu. Nedense gözünü her kapadığında, tetris oynarken kendi kendine konuşan Mikayı görüyordu.
Mika'nın yüzü, Min Hyukun, Jung Shin ile birlikte ona bakıp güldükleri anı düşününce kızardı ve genç kız ani bir hareketle yorganı kafasına kadar çekti.
Min Hyuk, teklifinin acımasız reddedildiği anı hatırladı ve yorganını aşşağıya doğru tekmeleyerek ayaklarının altına aldı.
Mika, kendi boyunun, Min Hyuk'unkinin yanında ne kadar kısa kaldığını düşündü ve sinirle , yorganını havaya doğru tekmelemeye başladı.
Min Hyuk'un gözünde, Yıldız'ın telefonunu cevapladığı an canlandı. Mikayı ilk görüşü.. Gülümsedi ve sağ tarafına döndü.
Mika, Min Hyuk'un 'Kang Min Hyuk's lady' yazısını gördüğünü biliyordu. Rezil olduğunu düşündü ve yorganını tekmeleyerek yere attı.
Kısa bir an için bile olsa, tetris oynarken, Mika ve Min Hyuk un yüzleri arasında bir kaç santim mesafe kalmıştı... İkisi birden kızardı ve başlarının altındaki yastıkları, yüzlerine kapattılar.
Mika, Min Hyuk un ne kadar yakışıklı olduğunu ve seviyeleri arasındaki farkı biliyordu.
Min Hyuk, Mika'nın bu şirin haliyle, kesinlikle bir erkek arkadaşı olduğunu düşünüyordu.
Ayrıca, Min Hyuk ulaşılmaz bir idoldü.. Mika, büyük ihtimal bir sürü idole hayran olan, gerçekte hiç birinden tam anlamıyla hoşlanmayacak olan bir fandı.
İkisi de umutsuzdu. İkisi de gerçekleri bilmeden kendilerince çıkarım yapıyorlardı. Yine de birbirlerinden ne kadar hoşlandıklarının, yani en azından kendi duygularının farkındaydılar.
Birilerinin aksine..
Jong Hyun ve Yıldız, kendilerini birbirlerinden nefret ettiklerine o kadar inandırmıştı ki, yüz yüze geldiklerinde, tartışmak ve laf sokmak dışında bir şey yapamıyorlardı.
Jong Hyun kısa bir an için aşık olduğunu düşünse de hala inkar etmeye ve aksi bir kanıt aramaya çalışıyordu.
İkisi de aralarındaki bağlantı için mantıklı bir sebep bulduktan sonra, sonsuza dek bitirmek istiyorlardı. Ne kadar canlarının yanacağından bir haber..
Eğer aralarındaki her şey, fotoğraf çekiminde bitseydi, Yıldız bir daha mavi kıyafetler giyemeyecekti. Hemde o rengin verdiği rahatsızlığın sebebini bilmeden.
Jonh Hyun gece gök yüzüne bakıp ta yıldızları her fark ettiğinde, derin bir nefes alacaktı, içine çektiği oksijen ne kadar fazla olursa olsun, yeterli değilmiş gibi hissederken.
Peki ya sonuna kadar giderlerse ne olacaktı ?
Yıldız ve Jong Hyun un arasında romatik bir ilişkinin olma düşüncesi bile komikti. Birbirlerine benzemiyorlardı. Birbirlerinin ideal tipi bile değillerdi.
Büyük ihtimal, sonunda Yıldız Meteyi fark edecek, Jong Hyun ise bir ünlü ile çıkacaktı... Yada, belki de öyle olmazdı ?
"Aptal!! Bana ulaş deyip te ulaşacağım bir numara bırakmadan gidiyorsun! Asıl sen bana ulaş!" Jong Hyun, yüklediği son resme yapılan yorumu görünce, gözlerini, bir asyalı için imkansız gibi görünecek kadar açmıştı.