Translate

20 Mart 2015 Cuma

Starry Night (Bölüm 38 - Temizlik Ve Karşılaşmalar)

Yıldız kafasını sehpadan yavaşça kaldırdı. Yüzünde boydan boya üzerinde yattığı kalemin izi çıkmıştı. Ne zaman uyuya kalmıştı ki ?

Yüzünü kaşıdı ve bayık gözlerle cep telefonuna baktı. Saati görünce gözleri kocaman olmuştu. Dilarayı unutmuştu, geç kalacaktı.



Yerinden fırlayıp eşyalarını kenara itti ve hoş ince bir kazak giydi. Böylece hem şık olacaktı hemde rahat iş yapacaktı. Kazağı ince olduğu için evde terlemeyecekti de.

Aynanın karşısına geçti. Perçemini önünde bırakıp saçlarını arkaya topladı ve bir kez kendi etrafında çevirip kazağıyla uyumlu dişli bir toka taktı



Hazır gibi görünüyordu.. göz altı halkalarını saymazsa tabi. Biraz fondötenden zarar gelmezdi.



Koyu halkalar tüm yüzü, fondöten göz kalemini izledi ve en sonunda Yıldız kendini ayna karşısında '*aegyo' yaparken buldu.



Mika gelip onu aynadan ayırmasa akşama kadar devam edebilirdi. Neyse ki Yıldız ayna karşısından uzaklaşmayı ve taksiye binmeyi başarmıştı.



Yolculuğun sonunda Dilara'nın evine çok geçikmeden ulaşmayı başarmışlardı.

Ama evi gördüğünde Yıldız ayna karşısında topladığı tüm öz güveni yitirdi.



Önlerindeki ev kocaman, iki kalktı ve müstakildi. Yıldız dışında Koreye gelen tüm Türkler köşeyi mi dönmüştü ? Dilara'nın evden atılmış zavallı bir kız olması gerekmiyor muydu ?



Bir yıl.. Yıldız kos koca bir yıldır oturduğu çatı katından dahi kurtulamamışken, yaşıtları iki katlı evlerde yaşıyordu.. Hatta Dilara Yıldızdan küçüktü.



Yıldız mı çok yeteneksizdi yoksa çevresindeki insanlar mı çok başarılıydı ?

Kendi ayakları üzerinde durmak bu kadar zor muydu ? Sonunda hayatı boyunca ailesinin mirasını yiyen biri mi olacaktı ?



"Bittik biz!"

Yıldız düşüncelerinden sıyrıldı ve gözleri kocaman olmuş mikaya döndü.

"Niye ? Ne oldu ?"



"Bu ev.." dedi Mika ve yutkundu. "..eğer temizlemeye kalkarsak ölürüz.."



Yıldız dayanamadı ve kahkaha attı. İkisi bakış açıları konusunda iyi bir örnekti.



"Merak etme. Hepsini bize temizletmez.. herhalde"



Mika endişeliydi.

"Ya temizletirse ?"



Yıldız sinsi bir ifade takındı.

"Bide kaçarız. Tabi önce eve girmeliyiz. Burada dikilmek evi küçültmeyecek."

Tekrar Mikaya döndüğünde tembel arkadaşının yavaş yavaş geri adım attığını gördü. "Gel buraya!" dedi ve kolundan tutup kapıya kadar neredeyse sürekleyerek getirdi.



Zile bastı ve beklemeye başladılar.



İçeriden önce bir takırtı geldi. Sonra bir erkek sesi, 'Sorun yok ben iyiyim'

Kısa bir sessizlik oldu ve ardından kapı yavaşça açıldı.

Kızların beklentisinin aksine kapıyı açan Dilara değil, dağılmış saçları ve şaşkın yüz ifadesiyle onlara bakan Meteydi.

"Sizin burada ne işiniz var ?"



Yıldız da en az onun kadar şaşkındı.

"Asıl senin burada ne işin var ?"



Mete yanıt veremeden Dilara yanlarına gelmişti.

"Yıldız! Gelmişsin. Ne duruyorsun? İçeri gelsene."



Yıldız Meteyi işaret etti.

"Şey.. Siz..." derken Dilara onu kolundan tutup içeri çekmişti.



Yıldız daha Mete ile karşılaşmanın verdiği şaşkınlığı atamamışken, elinde koli ile ona bakan Korayı gördü.. Eski arkadaşlarından biri.. Görmeyeli yıllar olmuştu. Bir an kim olduğunu tam anlayamadan boş boş baktı. Rüya mı görüyordu ?



Yeni tanıştığı Türk kız, Mete ve Koray aynı evdeydi..



Koray da en az Yıldız kadar şaşırmış olmalıydı ki elindeki koliyi yere düşürdü.

Bir süre Mete, Yıldız ve Koray sessizce bakıştı. Kimse ne diyeceğini bilmiyordu.



Sonunda Dilara konuştu.

"Şey.. araya girmek istemem ama..yoksa siz ?





Koray "Evet" dedi düşürdüğü koliyi ayağıyla itip ortadan kaldırırken. "Doğru anladın. Birbirimizi tanıyoruz."



"Siz ikiniz birbirinizi nereden tanıyorsunuz ?" Yıldız bir an duraksadı ve Korayı işaret etti. "Peki ya o nereden çıktı ?"



Dilara önce Koraya ardından yine Yıldıza döndü. "O derken.. Koray mı ?"

Sonunda Mete de araya girdi. Kimin kime ne dediği belli olmuyordu.

"Asıl sen bu kızı nereden..."



Kenarda olan bitene balık misali bakan Mika, daha fazla bu gürültüye dayanamadı.

"Yeter! Herkes bağırmayı ve Türkçe konuşmayı kessin. Anlıyorum, şaşkınsınız ama ben burada dururken şu yaptığınız büyük bir saygısızlık. Burası asya." Şirin ve küçük Mika'nın içinden canavar çıkmış gibiydi. "Her kes bir yere otursun ve sırayla açıklama yapsın lütfen!"



Yıldız bile Mikadan böyle bir tepki görünce şaşırdı. Ama hak ta vermişti.

"Pekala, herkesin bildiği ve bilmediği şeyler var gibi. Sırayla anlatırsak sorun çözülür."



"Sen başla Mete" dedi Koray. Gözlerini Meteninkilere kitlemişti. "Herkesten çok bildiğin açık. Yıldızı gördüğüne değil de burada gördüğüne şaşırmış gibisin."



Odadakilerin bakışları ona kaydığında Mete bildiği her şeyi unutmuş gibi bakıyordu.

Herkesin, özellikle de Yıldızın önünde onu Koraydan dahi kıskanacak kadar çok sevdiğini söyleyemezdi.



İki küçük adım attı ve Korayın yanına gidip kısık sesle konuştu.

"Bir şeyleri gizlemem hataydı. Biliyorum. Ama şu an açıklayamam. Buradan çıktığımızda en ince ayrıntısına kadar açıklayacağım. Lütfen şimdilik beni idare et."

Korayın kötü bakışlarını ve sessizliğini 'evet' olarak kabul eden Mete herkesin duyabileceği şekilde devam etti konuşmasına.

"Yıldızın Korede yaşadığını kısa bir süre önce öğrendim. Ardından ailesinden yaşadığı yerin adresini ve numarasını aldım. Dilara dışında herkes zaten biliyor ama Yıldız 'çok sevdiğim' çocukluk arkadaşım. Ve tabi Koray da.."



Cümlenin sonuna Korayı da eklediği için kimse şüphelenmemişti ama yine de herkesin içinde Yıldızı sevdiğini söylemek, düşündüğünden fazla gerilmesine neden olmuştu.. Hiç iyi değildi.. Mete resmen ergen kızlar gibi davranıyordu.



"Peki ya Koray ?" diye araya girdi Yıldız.



Koray elini kaldırıp "Selam Yıldız." dedi geçte kalmış olsa. "Ben bir süredir ailem ile burada yaşıyorum. Metenin Koreye geldiğini duyunca o hayırsızı bulayım dedim ve bulunca da biraz iş yükleyip kuzenime yardım için çağırdım. Ah bu arada, Dilara, kuzenim. Tabi sizin bağınız hala bir gizem."



"Biz" diye yanıtladı Dilara. "Eski komşularız. Mika üstkat Yıldız sa karşı binadan komşumdu. Tanışalı çok olmadı tabi."



"Tuhaf karakter bağlantıları check." Yıldız havada büyük bir onay işareti (✓) yaptı parmağıyla. Herkesin ona baktığını görünce sesli konuştuğu için pişman oldu. "Ihım şey, yani.. sorun çözüldüğüne göre işe başlayalım mı ?"



Yıldız listenin yalnızca son kısmını sesli söylemişti.Kafasının içindeki 'Kore dizileri ve benim hayatım' listesinde ilk sırada 'Olabildiğince tuhaf bir şekilde ünlü veya zengin biri ile karşılaşmak.' yazıyordu. Devamı ise Onunla anlaşamama , Tuhaf tesadüfler , Eski arkadaşın birden ortaya çıkması ve Daha fazla anlamsız tesadüftü.. Ne eksik kalmıştı ? Araba kazası !?

Yıldız "Kaza geçirmek istemiyorum." diye mırıldandı.

İlla olacaksa Jong Hyun a araba çarpabilirdi. Hem belki o devasa egosu ağır hasar görür, ameliyatla alınırdı...





Düşünceler, 'Ee neler yaptın görüşmeyeli?' temalı konuşmalar ve derin anlamlı bakışmalar ile birlikte yapılan temizlik, saatler sürmüş ve herkesin pili bitmişti.



'Biraz oturacağız sadece' diyen Mika, Yıldız ve Dilara yorgunluğa yenilmiş ve uyuya kalmışlardı.

Zaten işin çoğu bittiği için bunu fırsat olarak gören Mete ve Koray, rahat konuşmak, ardından da eve gitmek için kızlara bir not bırakıp dışarı çıktılar.



***



Provadan çıktığında Woo bin ile buluşan Jong Hyun, önce yurda döndü. Woo Bin kalan bir iki eşyasını alırken, o da yorgunluktan kurtulmak için duşa girdi. Sonunda ikisinin de işi bittiğinde biraz alışveriş için dışarı çıktılar ve saatlerin ardından Woo Bin in yeni evine vardılar.



İki katlı büyük beyaz bir ev..



Woo Bin kapıyı açtığında içeri ilk giren Jong Hyun oldu. İçeriyi gördüğünde bir an tereddüt edip Woo Bin e döndü.

"Hyeong, üç tane biraz fazla değil mi ?"



"Ne ?" Woo Bin de içeri girdi ve biri yerde kollarını açmış, diğeri kafasını koltuğa gömmüş yatan iki kız gördü. Bir adım daha atınca koltuğun arkasındakini de farketmışti.

"Ne yazık ki ben bu kızları tanımıyorum. Tanısam eve seninle gelmezdim."

Kaşlarını kaldırıp dudağını büzdü ve kızlara bir kez daha baktı.

"İkisinin yüzü görünmese de güzel kızlara benziyorlar."



"Tamam ama bu kızların burada ne işi var ?"



"Bilmem. Evsiz, fan yada temizlik ekibinden olabilirler. Hatta evin sahibinin değiştiğini bilmeyen arkadaşlar.. Her ne ise onlar uyanınca öğreniriz."



"Bana da haber verirsin öğrenince. Artık gitmem gerekiyor."



Woo Bin, sırtı dönükken sağ elini havaya kaldırarak umursamaz ve havalı bir şekilde 'güle güle' derken üst kata çıktı.



Jong Hyun da evden çıkmadan önce kızlara bir kez daha göz attı. Kafasını koltuğa gömmüş olan yüzünü dönmüştü.

Jong Hyun önce gözlerini kıstı sonra şaşkınlıkla kocaman açtı. Yıldız yine umulmadık bir şekilde karşısına çıkmıştı! Rüyası doğruysa son kez olacaktı.



Genç adam, şaşırmak, ürpermek ve mutlu olmak arasında bir duyguda kalmıştı.

Yıldız burada ne yapıyordu ? Jong Hyun ne yapacaktı ?



Yavaşça yıldıza yaklaştı. Cebinden yarısı dışarı çıkmış telefonunu çekti ve uyanmadığını kontrol etmek için bir kez daha baktı.

Yıldız çok deli uyuyor olabilirdi. Ama çok tatlı uyuyordu.



Jong Hyun telefonun ayarlar kısmına girdi ve şifreyi değiştirdi. Telefonu kapatıp aldığı yere koydu ve kendi cebinden bir kalem çıkardı.



Tecrübelerine göre Yıldızın uykusu ağırdı. O yüzden korkmadan genç kızın sol elinin üstüne imzasını attı ve altına ' Yeni şifreni öğrenmek istiyorsan bana ulaş. -JH-' yazdı.



Tam gidecekken Yıldızın gözünün üstüne düşen perçemini fark etti ve yavaşça kulağının arkasına yerleştirdi.

Elini bir süre çekmedi.

Arkada yatan kızdan bir mırıltı duyunca aniden evden çıktı.



Yıldızın orada ne işi olduğunu bilmiyordu. Ama bildiği bir şey vardı. Yıldız ile ilgili her şeyi berraklaştırmak için onu görmeye devam etmeliydi. Ve görmek için de kendi şansını yapmalıydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder