Translate

6 Aralık 2013 Cuma

Starry Night (Bölüm 2)


Yıldız kafasını otobüsün camına dayamış sabah olanları düşünüyordu.
Lee Jong Hyun bu sabah bana çarpıp azar işitmeme sebep oldu. Sahi kimdi bu Jong Hyun ? A gentleman's dignity de oynayan sevimli çocuk mu yoksa uzun saçlı olan mı ? Boice olmadığı için üye isimlerinin hepsini bilmiyordu ama CN Blue yu tanıyordu. Yani çok ünlülerdi ve Yıldız da koredeydi. Bilmemesi imkansız.
  Otobüs durağa yaklaşınca ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledi. Hala sabahki olayı düşünüyordu. Acaba onu aramalımıyım ? 
Bunu Mikaya sormaya karar verdi. Mika Yıldızın komşusu sayılırdı. Yan binada oturuyordu. Ve adından da anlaşıldığı gibi bir japondu. Koreye yaklaşık olarak Yıldızla aynı zamanda gelmişti.

Yıldız olayı anlattığında Mika çok sevinmişti. Çünkü o bir Boise tu.
"Düşünmen bile hata! Hemen aramalısın. Ben yanındayken." Bunu söylerken yıldızın dibine girmişti.
"Benim yerime konuşmak ister misin ?"
"Evet !! Hayır, olmaz. Yani ne kadar istesem de saçma olur. Zaten onun açacağı garanti değil."
"Haklısın. Arıyorum o zaman."   Yıldız bütün konuşma boyunca elinde tuttuğu karta bakarak numarayı tuşladı. Telefonu kulağına koyduğunda Mika da telefonun arkasına dayadı kulağını.
Telefon bir süre çaldı Ama açan yoktu. Mika hayal kırıklığına uğradı ve dudaklarını büzdü.
"Açması mucize olurdu zaten."
"Demek ki Jong Hyun senin söylediğin kadar kibar değilmiş." dedi ve gülümsedi Yıldız. O da hayal kırıklığına uğramıştı ama belli etmiyordu.
"Hey!! Jong Hyun a laf yok! Çocuk meşguldür kesin. O senin gibi boş biri değil."
Yıldız tek kaşını kaldırıp Mikaya imalı imalı baktı. "Ben mi boş insanım ? Ve bunu sen söylüyorsun. Söylesene en son ne zaman derse girdin ?"
"Belkide pişman oldu ve senin gibi sıradan biriyle görüşmek istemedi." Yıldız Mikanın kafasına sert bir şekilde vurdu.
"Konuyu değiştireceksen bile en azından hakaret içerikli olmasın!" Mika kafasını ovuşturdu.
"Tamam ya şaka yaptım. Güzelsin. Seninle görüşmek için ölüyor. Oldu mu ?!"
Yıldız sol elini yanağına koyup gözlerini kırpıştırdı. "O kadar güzelim ki gözleri kamaştığı için bana çarptı." deyip güldü.
"O kadar siliksin ki seni farketmedi bile." Yıldız bir kere daha elini kaldırınca Mika geri kaçtı.
"Neden bu gün beni gömüyorsun?"
"Senin yerinde ben olmalıydım. Daha çarptığın kişinin adını bile bilmiyorsun. Oysa ben onunla çarpışmak için kolumu verirdim."  Yıldız Mika için üzülmüştü. Geçen sene o da aynı şekilde birilerine hayrandı. Sahi ne olmuştu o ünlüleri görmek için deliren, Koreye gelmek için her şeyi yapan Yıldıza ? Büyümüş müydü? Yoksa sadece hayalleri mi yıkılmıştı ? Elbette o da biliyordu korenin dizilerdeki gibi olmadığını.
Aklına koreye gelmeden önce söylediği bir söz geldi ve gülümsedi. "Eğer aşk denen birşey varsa korede bir ara sokakta saklanıyor." 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder