Translate

9 Mart 2014 Pazar

Starry Night (Bölüm 14 - 'Süpriz')

Yıldız ve Mika sıkıcı pazar günlerine devam ediyorlardı. Yıldız çizimlerinin başına geçmişti. Mika da bir dram film açmış ağlıyordu.

Çizime devam eden Yıldız bir süre durdu ve kaleminin arkasındaki sevimli kediciğe bakarken gözleri daldı. Aynı düşünceler durup durup ele geçiriyordu beynini.
'Her şey bitti, Telefonuma kavuştum', 'Artık o sinir bozucu Jong ile görüşmek zorunda değilim', 'Sadece bana kötü davranan Jong Hyun'..

Düşüncelerinin arasında masada duran telefonu takıldı gözüne. Buruk bir gülümseme ile eline aldı telefonu ve siyah ekrana bakarken telefon çalmaya başladı. Korkmuştu. Hemen telefonu açtı.
"Alo"

"Alo, kızım. Nasılsın ? Çok özledik seni."
Annesinin sesini duymak... yada Türkçe konuşan herhangi birini duymak Yıldızı bir an olsun evinde hissettirmişti. Gözlerini kapattı ve derin bir nefes alarak o hissi sonuna kadar yaşadı. Farkında olmadan bir damla gözyaşı düştü boş kağıda.

"Bende sizi çok özledim annem."

Annesi yanıt vermeden Yıldızın küçük erkek kardeşi telefonu elinden aldı.
"Abla ne zaman geri dönüyorsun ?" Kardeşi Emre için Yıldız çok değerliydi. Normal bir kardeşin sevebileceğinden daha fazla severdi onu. Hatta idolüydü. Yıldızın koreye gitmesine en çok üzülen de oydu.

"Emin değilim. Ne zaman dönmemi isterdin ?"

"Hemen yarın !"

"Burada işlerim var daha. En azından hayalimi tamamlayıp bir seri bitirmeliyim."

Mikada bu sohbete dahil oldu. "Ailenle mi konuşuyorsun ?"
Yıldız evet anlamında kafasını salladı.

Telefondan Mikanın sesini duyan Emre ablasının söylediklerini unuttu.
"O kim abla? Arkadaşın mı ? Kaç yaşında ? Güzel mi ? türkçe biliyor mu ?"

Yıldız gülümsedi. Ne de olsa o da bir erkek.
"Birbirimizden nefret ediyoruz. Çok yaşlı ve çirkin." Neyseki Mika söylediklerinin tek kelimesini dahi anlamıyordu.

"Yani türkçe bilmiyor. Böyle konuştuğuna göre."

"Evet, Türkçe bilmiyor. Senden büyük ve sana bakmayacak kadar güzel. O yüzden umudu kes ve ablana olan özlem kısmına geri dön !"

"Hadi ama abla. Asyalı kızlar çok sevimli oluyor. Belki bir ihtimal... Ah! Anne neden vuruyorsun ya ?!" Yıldız onun yapamadığını annesi yaptığı için minnettardı.

"Bence aşkını burda bitir Emre. Yoksa annem seni bitirecek."

"Biraz dayakla aşkımdan vazgeçmem ben." Yıldız telefondan annesinin sesini duyabiliyordu.

"Sen biraz daha konuş! Bak bakalım nelerden vazgeçmek zorunda kalıyorsun. Çocuklarımı çekiklere vermem ben !" Annesi Yıldızı da kastetmişti. Hatta özellikle onun için söylemişti.

Yıldız gülümsedi.
"Mesaj yerine ulaştı annem. Neyse Emre benim işe dönmem gerek. Boş bir vaktimde ararım seni."

"Tamam, çok bekletme ama. He birde abla. Mete abi seni aradı mı ?"

"Yo, Mete niye beni arasın ki ?"

"Hiç öylesine. Neyse kapatıyorum. Görüşürüz." Yıldız telefonu kağıtların üzerine koydu.

"Mete ?" Bunu farkında olmadan sesli söylemişti.

Mikanın ilgisini çekti.
"Mete ne demek ?"

Yıldız gülümsedi.
"Bir isim."

"Peki soruyu değiştiriyorum. Mete kim ? Kız, Erkek?"

"Çok meraklısın. Farkındasın değil mi ?"

Mika da gülümsedi.
"Eh biraz.Çok sıkılıyorum. Hadi bana ilginç bir şeyler anlat. Mesela hiç unutamadığın, seni aldatan eski sevgilin Mete den bahset."
Yıldız Mikanın hikayesini hayranlıkla dinledi.

"Öyle bir şey yok. O abim gibi biri. Aynı mahallede büyüdük. Küçükken erkek oyunları oynar, yaramazlık yapardım. O ve birkaç kişi ile takılıp zillere basıp kaçardık."

"Neden senin böyle olduğuna hiç şaşırmadım ?"

"Bu iltifata benzemiyor."

"Değil de o yüzden. Neyse devam et."

"Neyse. O hepimizin abisi gibiydi. Başımız belaya girince bizi korur, hatta suçu üstlenirdi. Zamanla hepsi başka yere taşındı. Mete de eğitim için Amerikaya gitti. Ondan sonra da Fransaya geçti diye duymuştum. Böylelikle bizim bağ da kopmuş oldu.
Şu Emre... nerden çıkardıysa onu. Acaba Türkiyeye falan mı döndü ?"

"Olabilir. Belki sana aşıktı ve sonunda geri döndü. Ama sen orada değildin ve..."

"Mika, sakin ol. Fazla dizi izliyorsun."

"Ama oradaki olaylara çok benziyor. Sen aşkı fark edemeyen aptal... yani saf kız, o da uzaktan seni izleyen yakışıklı..." Mika ellerini göğüsüne koydu ve iç çekti. Yıldız onun gözlerindeki kalpleri görebiliyordu. "..Bu arada Mete yakışıklı değil mi ?"

"Bilmem..."

"Bilmem ?! Sen gerçekten abin olarak görüyordun galiba."

"Evet, az önce de söylediğim gibi."

Mika hayal kırıklığına uğramıştı. Dik dik Yıldıza baktı.
"Hiç eğlenceli değilsin. Birlikte büyümüş bile olsan bir erkek yakışıklıysa abi olarak göremezsin. Demekki çirkindi."

"Yoo aslında düşündüm de seveni çoktu. Çok kız gelip benden numarasını istemişti. Hatta onunla birebir tanıştırmamı isteyenler vardı."

Mika bir süre şaşkın şaşkın Yıldıza baktı.
"Demekki sadece Jong Hyuna böyle davranmıyormuşsun. Yıldızcım, seni çocukluğundan beri koruyan bir erkekten bahsediyoruz. Hemde yakışıklı. Bir kez olsun abin dışında düşündün mü ? Belliki o düşünmüş."

Yıldız Mikanın söylediklerini biraz düşündü. Sonra güldü. Bu imkansızdı. Mete birçok defa Yıldıza onu kardeşi olarak gördüğünü söylemişti. Hatta erkek kardeşi gibi. Mete hep abi olmak istemiş ama kardeşi olmamıştı. O da mahalledeki çocuklar abilik yapmıştı. Yıldız sa bunlardan biriydi sadece. Mika ise Metenin bir 'ikinci karakter' olduğunu idda ediyordu.

Yıldız yine güldü.
"Hayır, O da beni küçük kardeşi dışında biri olarak görmedi. Hatta erkek kardeşi. Hem onu bir çok defa farklı kızlarla gördüm. Hatta gelip kızları bana şikayet ediyor yada övüyordu. Bir ara bana da kız arkadaş ayarlayacak diye korkmuştum. Arada kız olduğumu unutuyordu sanki. Tabi bunda benim erkek gibi giyinmemin de katkısı olabilir."

"Sanırım sen haklısın. Erkek kardeş demese bir umut vardı ama."
Yıldız yine güdü.
Mikaya çocukluğundan bahsetmek bozulan moralini düzeltmişti. O gülümserken telefona bir mesaj geldi. Tanımadığı bir numara.

"Yıldız, uzun zaman oldu değil mi ? Süpriz!! Ben koreye geldim.
-Mete-"

Bölüm 15

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder